10 Eylül 2010 Cuma Saat 13:53
KlasDizayn.com | Haber Portalı
Anketler
Referandumda Ne Diyeceksiniz
Evet
Hayır
Hava Durumu
ADANA
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hasan ORHAN
hasanorhan9@hotmail.com
ALP-ERENLERİN PİRİ: PİRİ-İ TÜRKİSTANİ HOCA AHMET YESEVİ
17 Ağustos 2009 Pazartesi Saat 12:28

     Diğer adıyla Hazreti-i Türkistani Hoca Ahmet YESEVİ hazretleri, bugün Kızıl Çin Devletinin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’nın Sayram kasabasında doğdu. Ailesiyle birlikte çok küçük yaşta şimdiki Kazakistanın Yesi şehrine geldi, burada büyüdüğü için kendisine Yesevi adı verilmiştir.

     Ahmet Yesevi Hazretleri, Yesi de bulunduğu sırada maneviyatta Mürşidi Hoca Yusuf HEMEDANİ ‘den çok kuvvetli dini tahsil görmüştür. Yusuf Hemadani,İmam-ı Azam’ın mezhebine tabi olup,büyük bir Fıkıh alimi idi.Yusuf Hemadani’nin dört büyük öğrencisi vardı.bunlar,Hoca Abdullah BERKİ,Hoca Hasan Andaki,Hoca Ahmet YESEVİ ve Hoca Abdül Halik GONCDUVANİ ‘dir.

     Yesevi Hazretlerinin Yesi de yaşadığı yıllarda etrafında binlerce mürit toplanmış,daha ziyade islamiyete yeni girmiş Türk obalarında hızla tanınmaya ve Ocağından nasip almaya gelen Türkler arasında şöhreti bütün Türkistan da yayılmaya başlamıştır.Yesi’deki Ocağa gelenler kısa sürede birer alim olarak yetişip, Türkistan’ın ve İslam Coğrafyasının muhtelif bölgelerine dağılmış gittikleri yerlerde irşad faaliyetlerinde bulunmuşlardır.

     Hoca Ahmet YESEVİ, Arapçayı ve Farsçayı çok iyi bilmesine rağmen, hikmetler adını verdiği eserlerini Türkçe yazarak ‘’Divan-ı Hikmet’’adlı eserinde toplamıştır. Yesevi’nin yaşadığı dönemde ilim dili Arapça edebiyat dili Farsça olmasına rağmen o,bunlara aykırı olarak eserlerini Türkçe yazmış Türkistan diyarlarında Türkçe’nin yaşamasını sevilmesini sağlamıştır.

      Hayatı boyunca Yesi deki Dergahında İslam inanç ve ahlakını yayma yolunu seçmiş,İslam Güneşinden yaktığı meşalesi ile Türk Dünyası üzerinde en köklü etkisini meydana getirmiş olan Alp-Erenlerin,Fatihlerin piri,Hoca Ahmed YESEVİ, Miladi 1166 veya 1167 yıllarında öldüğü tahmin edilmektedir.Hazret-i Pir-i Türkistanın açtığı çığır,yesevi tarikatı ile günümüze kadar intikal etmiş,geleceğimizi de aydınlatacak bir tazelikle yaşamaktadır.

     Bugün için bilhassa Dünya Türklüğü içinde en yaygın ve etkin olan Tarik-i Nakşibendi yani,Nakşibendi tarikatı Yeseviliğin özünden çıkmış bir koludur.Bektaşilik,Ahilik,ve daha bir çok tarikatlar da  Yesevilik ana kolundan çıkmıştır.Kuzey ve Güney Türkistan Türkleri arasında olsun,diğer Türk İlerinde olsun Yesi de yetişen Al-Eren Dervişlerin çok mühim etkileri olmuşsa da,tarihi açıdan asıl ehemmiyetli olan,batı Türklüğü üzerindeki etkileridir.

     Evliya ÇELEBİ meşhur Seyahatnamesinde yazdığına göre,gezdiği yerlerde bir çok Yesevi mensubu Velilerin mezarlarını tesbit etmiş ve ziyaret etmiştir.bunlardan bazıları Seyahatnamedeki kayıtlara göre şunlardır. Niyaz Abad da türbesi ziyaretgah olan Avşar Baba,Merzifon da ‘’Pir Dede’’.Karadeniz kenarında ‘’Ak Yazılı’’Filibe de yol üzerinde Adatepe ‘de bulunan ‘’Kıdemli Baba’’,Abdal Musa’’, Unkapanın da ‘’Horoz Dede’’,Zile de ‘’Şeyh Nusret’’,Tokat ta ‘’Gajgaj Dede’’gibi zamanın kabul görmüş Yesevi Tarikatı Pirlerinin mezarlarından behsetmektedir.

    

    Ahmet Yesevi öğretileri Anadolu da ve rumelinde yeri gelince Derviş,yeri gelince bir savaşçı akıncı olabilen kolonizatör Türk Dervişleri tarafından Türk yurtlarının en ücra köşelerine kadar taşınmıştır.Yesevilikten yayılan manevi değerler Hacı Bektaş Veli Hazretlerinin manevi tasavvufuna emanet edilmiş, Ahilik ile Esnaf Teşkilatlanması özdeşleşmiştir.Giderek Osmanlı da tasavvuf disiplini dışında zümre kalmıştır.Denilebilecek bir içtimai (sosyal) yapı oluşmuştur.Bu sağlam temel Osmanlı Devletini üç kıtaüzerine yaymış ve tek koldan altı asır bir dayanıklılık kazandırmıştır.Cihan tarihinde Osmanlı nın bir benzerinin olmayışı bundandır.Ahmet YESEVİ hazretlerinin,Kutlu Ocağından Anadoluya ve Rumeliye akıp gelen Alp-Erenlerin çocukları ve torunları bir taraftan Osmanlı Beyliği tarafından toplanıp ona güç kazandırıp bir cazibe merkezinin oluşmasına yardımcı olurken,bir yandan da  Türk İllerinde Türk-İslam şuurunu takviye ederek halkın maneviyatını yükselterek ve hatta dünyevi işlerde örnek çalışmalar yaparak içtimai (sosyal) değerlerle büyük davalara yeniden doğuşa hazır hale getiriyorlardı.Fethedilen yeni yerlerdeki toprakların işlenmesi,ıssız ve tehlikeli bölgelerin iskana açılmasını sağlayan Alp-Erenler o zamanın Bizans Devletinin en stratejik yerlerinde yerleşmek suretiyle Anadolu’nun Türk Yurdu olmasını sağlamaya ve  Bizans Devletini kuşatma ve çökertme işlevini yerine getirmişlerdir.

     Tarihi kayıtlara bakıldığında Bursa fethedilmeden önce,Uludağ kıyılarına yerleşen Yesevi tarıkatından feyz almış Alp Eren Dervişlerin gayretli çalışmaları anlatılmaktadır.Bu Gazi Dervişlerin savaş meydanlarında Bizansa karşı birer Serdengeçti olarak savaştıklarını ve esnada olağanüstü başarılar ortaya koyduklarını da ayrıca görmekteyiz.Bursa nın fethine katılan Gazi derviş Geyikli Baba’nın Osmanlı ordusunun önünde elinde 60 okkalık kılıcı ve bir geyiğe binmiş olarak savaştığını da tarihçi Hammer kendi tarih kitabında yazmaktadır

Kanuni Sultan Süleyman Geyikli Bba dan kalan 60 okkalık kılıcının üçte birini keserek Hazine-i Hümayuna  koydurmak suretiyle Geyikli Baba nın manevi hatırasına saygı göstermiştir.Yine aynı savaşta yani Bursa nın fethinde Abdal Musa adlı adlı Derviş eline aldığı dört arşın uzunlukta bir tahta kılıçla savaştığı ve bu kılıçla birçok kahramanlıklar gösterdiği de bilinmektedir.

     Ahmet Yesevi Hazretlerinin hayatı mücadelesi ve bıraktığı eserleri üzerinde önemle durmak,günümüzde de okunmasını hatırlanmasını yad edilmesini sağlamak üzerinde durulması gereken bir borç olduğuna inanmakla birlikte;Dünya bilinen tanınan çok önemli ilim be bilim şahsiyetlerimizden biri olan Prof.Fuad KÖPRÜLÜ ‘nün düşündüren aynı zamanda insanın içini ürperten ‘’Ahmet Yesevi kimdir diye soracak  olursanız,bir araştırınız göreeksiniz ki Türk Milletinin derin köklerini görürsünüz.’’demektedir.

Bu yazı toplam 290 defa okundu.
Mustafa Yılmaz
Saygıdeğer hocam,
Yüreğinize, emeğinize, ellerinize sağlık hocam.. Bizler için çok anlamlı ve çok değerli bir konuya değinmişsiniz.. Kıymetli yazılarınızın devamını diler ellerinizden öperim....
01 Nisan 2010 Perşembe Saat 17:44
hıdır burak GÜZELER
Hasan bey
hasan bey çok güzel bir metin paylaştığınız için teşekkür ederim
05 Ekim 2009 Pazartesi Saat 21:18
2010 © GÜNEYİN SESİ. Tüm Hakları Saklıdır.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan her türlü, resim, makale, yazı veya belgenin site yetkililerimizden izinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alınması, kopyalanması veya yayınlanması yasaktır. Aksi takdirde resmi işlemlere başvurulacaktır.

Sitemiz e-haber ajansı üyesidir.

Tasarım ve Kodlama: KlasDizayn.Com