Sürekli birbirimizi pohpohlayıp "aman ne iyi ne güzel geçinelim gidelim" demek istemiyorum. Kavga da edelim yeri geldiğinde, doğru bildiklerimizi savunalım, bir süre önce savunduğumuz fikirlerin aslında o kadar da doğru olmadıklarını da kabul edebilelim.
Burada kendimizi anlatmayı, karşıdakini anlamayı, eleştirmeyi, eleştirilmeyi ve bunları anlatımı en zor olan yazı dilinde yapmayı öğreneceğiz umarım.
Ceyhan’da her türlü haberin peşinden koşarak o haberi vatandaşlara en doğru biçimde yansıtmaya çalışan basın mensupları, tüm kamu ve özel kurumların faaliyetlerini , duyurularını ve bilgilendirilme konusundaki tüm haberlerini bir köprü vazifesi görerek kamuoyuna yansıtma uğraşı veriyor. Emekçi basın mensupları, ( Gazeteci demiyorum. Çünkü gazetecilik bir ihtisas konusudur) maalesef körlerin ve sağırların birbirini ağırladığı konularda bile hatırlanmıyor.
‘Bana varsa iyi ama yoksa kötü’ anlayışıyla hareket etmek doğrumu sizce?
Bizler basın mensupları olarak kendi savunduğumuz ve doğru bildiğimiz ilkeli haberciliği yapmak zorundayız. Birilerinin bize plaket vermesine, hatırlamasına ihtiyacımız yok. Özellikle Ulusal Haber Ajansların temsilcileri olan arkadaşlarımız bu ilçenin haberlerini bağlı oldukları ajanslara atmazsa ne olur acaba?
O haber, Ceyhan’dan dışarı çıkmaz. Yaptıklarınız, emek sarf ettikleriniz sadece size döner. Ceyhan’daki ulusal haber ajanslarının temsilcileri olmasaydı kim duyacaktı bu gibi program ve etkinlikleri? Çünkü haber ajansları bir havuzdur.Haberiniz havuza düşer.Oraya üye olan aboneler istedikleri anda (olmayanlar da maalesef kopyalayıp çalarak) haberi kullanabilirler. Ceyhan’da hangi kamu kurumu temsilcisi olursa olsun “gazetecilerle aramız iyi, onları seviyoruz. Onlar bizim faaliyetlerimiz de hep yapıcı rol alıyorlar. Kendilerini seviyoruz” gibisinden bir sürü benzeri sözler sarf ediyor.
Öylemi acaba? Hiçte öyle değil! Acı olan şu ki: maalesef Ceyhan’da bu köprüyü kuracak bir yapılanma yok.. Hal böyle olunca basın mensuplarının haberden habere hatırlanması devam edecektir. Çünkü biz özellikle ulusal basın organlarının temsilcileri olarak bu durumdan hoşnut değiliz. Elbette ki yerel medya da önemli, onlar da emek harcıyor. Bu yemekte onların da tuzu var. Ama eğer yerel düşünmüyorsak ulusal basın mensuplarının da ne kadar ciddi ve önemsenmesi gereken görevleri olduğunu hatırımızdan çıkarmamalıyız. Çünkü ‘marifet iltifata tabidir’...
Bu yazı toplam 206 defa okundu.