KAPİTALİZMİN HAD SAFHASI

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1077 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Kapitalizm!
 
Çok duyulan ve çokça dert yanılan o tılsımlı kelime. Bir sistemin çöküşü ve yeni bir sistemin baslangıcının son simgesi. Joseph Alois Schumpeter’ın bahsetmiş olduðu kapitalizmin esas temeli olan “yaratıcı yıkım” ile paralel bir şekilde bir ekonomik sistem yıkılırken, yeni bir ekonomik sistemin var oluşu.
 
Feodalizm sona erdiðinden beri Batı dünyasında uygulanan ekonomik sistemdir “kapitalizm” ve bütün dünyaya İngiltere başta olmak üzere Avrupa’dan yayılmıştır. Bu ekonomik sistem ile takas usulü ortadan kalkmış ve insanoðlunun deðerli kabul ettiði altın-gümüş gibi madenler kullanılmış ve sonrasında bu deðerli madenler yerine ikame edilen paraya geçilmiştir.
 
Kapitalizm ya da Anamalcılık ile “özel mülkiyet kavramı” ön plana çıkmış ve “toplumsallıktan bireyciliðe” bir geçiş evresi yaşanmış ve günümüzde hala da yaşanmaktadır. Max Weber’e göre kapitalizm: “İnsanlık tarihinin en gelişmiş ve karmaşık ekonomik sistemidir. … Weber kapitalizmin rasyonelleşmiş eðilimlerinin, kültürel deðerler ve kurumlar için potansiyel bir tehdit oluşturduðunu ve insan özgürlüðünün  bir ‘demir kafes (Stalhantes Gehause)’ içine sıkıştırılabilceðini söyler.”
 
Üzerine çok konuşulan bu sistemin geçmişten günümüze gün gelip son bulacaðını söyleyen birçok teori vardır. “Marksist teoride sosyalizm, kapitalizmin yerinin alacak ve daha sonra sosyalist yapı komünizme dönüşecek bir topluma işaret eder.” Yine Karl Marx’a göre: “Modern sanayinin gelişmesi, burjuvazinin ayaklarının altından bizzat ürünleri ona dayanarak ürettiði ve mülk edindiði temeli çeker alır. Şu halde, burjuvazinin ürettiði, her şeyden önce, kendi mezar kazıcılarıdır. Kendisinin devrilmesi ve proletaryanın zaferi aynı ölçüde kaçınılmazdır.”
 
Kapitalizmin yıkılacaðına olan inanç günümüz ekonomik koşulları deðerlendirildiðinde maalesef imkansız görünmektedir. Neden mi? Çünkü, günümüz ekonomilerinde meydana gelen her ekonomik krize raðmen kapitalizm, kendi sistemi içerisinde alternatif çözümler üretmeyi başarmıştır her zaman. Bu sistemin devam etmesindeki en büyük neden ise teoride bahsedildiði gibi tamamen kapitalist ve liberal bir ekonomik sistemin uygulanmaması ve gerektiðinde devletin ekonomiye müdahale etmesidir. Bu durum da bizlere gösteriyor ki, kapitalizmin yıkılması zor bir durumdur ve sistemin yıkılması bir yana, sistem gün geçtikçe had safhalara ulaşmaktadır.
 
Vladimir Lenin: “Kapitalizmin yeni kaynaklar ve piyasalar bulmak amacıyla zorunlu olarak tekelci kapitalizme –Lenin bu durumu emperyalizm olarak da tanımlıyordu- sebep olacaðını, bunun da kapitalizmin son ve en yüksek aşamasını temsil ettiðini” söylemiştir. 
Kapitalizmin bu yükselişine raðmen, bu sisteme yapılan eleştirilerin ortak yönü: “Kapitalizmin ciddi anlamda insanlar arasında sosyal ve ekonomik eşitsizliðe yol açtıðıdır.” Elbette bu eleştirinin doðru olduðu bir gerçektir. Kapitalizm ile zenginle fakir arasındaki uçurum gittikçe büyümektedir. Fakat ortada dikkat edilmesi gereken büyük bir çelişki mevcuttur. “Peki, nedir bu çelişki?” diye sorar olduðunuzu duyar gibiyim.
 
Kapitalizmin doruk noktası, ne siyasettir, ne ekonomik sistemlerdir, ne de başka bir şeydir. Kapitalizmin doruk noktası bugün dünya üzerinde yaşayan insanlardır. Neden mi? Aslında bunun cevabı çok basit ve bu cevap içerisinde, bahsettiðimiz çelişkiler de yer almaktadır. Günümüzde çevremizdeki insanları gözlemlememiz bizlere bu soruların cevaplarını verecektir. Çevremizde sıkça rastladıðımız birçok insanın; kapitalizmin zengin ve fakir arasındaki uçuruma sebep olduðunu, kapitalizmle beraber gelişen teknolojinin insanları yalnızlaştırdıðını, doymak bilmeyen kapitalistlerin mülkiyet tutkusu içinde olduðunu, toplumsal deðerlerinin yitirilip bireysel deðerlerin had safhada olduðunu ve buna benzer bir çok söylemi dile getirdiðine şahit olmuşuzdur. Çelişki bunun neresinde mi? Bu çelişkiyi kavramak için basit bir inceleme daha yapalım. Bu insanları gözlemlemeye devam edelim. Eðer biraz dikkat edip düşünürseniz, bu durumlardan yakınan birçok insanın söyledikleriyle gerçek hayatlarında yaptıklarının örtüşmediðini göreceksinizdir. Bu söylemleri tekrarlayanların zevklerine düşkün olup tüketime taptıklarını, gelişen teknoloji ile insanlardan uzaklaşıp yalnızlaştıklarını, bireysel davranıp toplumu yoksaydıklarını ve doymak bilmeyen birer kapitalist olduklarını göreceksinizdir. İşte, bahsetmiş olduðumuz çelişki tam olarak burada yatmaktadır.
 
Deðişen dünyada, belki de deðişmeyen tek şey olacaktır kapitalizm ve bu teknoloji bu şekilde gelişip, insanlar bu şekilde devam eden bir yaşama baðımlı olduðu sürece kapitalizm en üst noktalara hiç zorlanmadan tırmanacaktır. Ve kapitalizmin sonu insanlıðın sonu ile var olacaktır.
 

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları