Vur Abaliya

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1462 kez görüntülenmiştir.
İlhan KARAÇAY

Yine uzun bir yaz tatili başladı. Çoðumuz özlemini duyduðumuz diyarlara daðıldık. Yarenlerimizle kucaklaştık. Hep kesin olarak dönmeyi ama ne yazık ki Hollanda’da kurduðumuz yaşam düzeni nedeniyle dönemediðimiz ana-baba ocaðımızda hasret gideriyoruz.
Tabii ki daha sonra da, milyonlarca turistin yararlandıðı gibi, biz de Türkiye’mizin güzelliklerinden yararlanıyoruz. Yani biz de bir nevi turist oluyoruz.

Eskiden turiste ‘yolunacak kaz’ gözüyle bakılırdı. Ama şimdi maalesef turist bizi yoluyor. Üç kuruşa dünya güzeli otellerde konaklıyorlar ve dünyanın en leziz yemeklerini yiyorlar.

Eee, arada bir ortaya çıkan üç kâðıtçılar ‘kaz yolma’ işlemini yapıyor ama, bu yolunmadan en çok nasibini alan da yine biz Türk yurttaşları oluyoruz.

Yorumuma ‘vur abalıya’ başlıðını koyduk.
‘Vur abalıya’  başlıðı altında pek çok yorum yazmışızdır.
Sözlük anlamı çok zengin olan bu deyimi yorumlarken de deðişik vurgulamalar görürüz.
Vur abalıya’dan birkaç örnek:
* Sessizliði, yumuşaklıðı, her söyleneni yapması, kolay kolay karşı
  çıkmaması yüzünden bütün yükün, suçun, sorumluluðun bu kabil kimseye
  yüklenmesi, onun hakkının çiðnenmesi, önüne gelenin ona çatması.
* Sessiz ve sakin kimselere yapılan zulüm ve haksızlıðı belirtmek için
  kullanılır.
* İnsanları maddi manevi linç ederken bilinç altında söylenen slogandır.
İşte, biz de bu yorumlamadan yola çıkarak, yurtdışındaki yurttaşlarımızın her uðradıðı haksızlıktan sonra ‘vur abalıya’ diye eleştiriler yazmışızdır.
Gazetemizin bu sayısında bize ‘vur abalıya’ dedirten olayları sürmanşet ve manşet haberlerimizde okuyacaksınız.
Bu haberlerde, uçak yolculuðu yapmak isteyen yurttaşlarımıza reva görülen haksızlıkları ortaya serdik.

Uçakçılıkta ve seyahatçılıkta çok iyi niyetlerle yola çıkan girişimci insanlarımız olmuştur. Bu konuda 4 ve 5’inci sayfamızdaki  ‘İşte turizm elçilerimiz’ başlıklı haberimize bakınız.
Seyahatçılıða soyunmuşlardan bazıları ya iş bilmemezlikten veya talihsizlikten batıp gitmişlerdir. Ama batıp giderken de binlerce yolcuyu maðdur etmişlerdir.
Bazıları da bilinçli olarak iflas yolunu seçmişler ve yurttaşlarımızı bilinçli olarak dolandırmışlardır.

Bu gibi dolandırıcılıklardan söz ederken hep yurttaşlarımızı ön plana aldık. Yani Hollandalı yolcuların durumunu dikkate almadık. Çünkü, Hollandalı tatil rezervasyonunu güvendiði seyahat firmalarında yaptırdıðı zaman sigorta da yaptırır. Ayrıca, ANVR ve SGR gibi kuruluşların da koruması altındadır. Yurttaşlarımız ise biletini önüne gelenden alır. Bırakın ANVR ve SGR üyeliðini, acente temsilciliði olmayanlardan bile bilet alır.
Ucuz buldu mu dalar yurttaşımız.
Tabii ki bu yanlıştır. Bilet alırken, bilet satan firmanın ciddiyetine bakmak lazım.  Aksi takdirde, kredi kartı sahtekârlarının kurbanı olursunuz.
Burada bir noktaya daha dikkat çekmek isteriz. Haberimizde okuyacaðınız gibi, İsmail Halıcı isimli bilet kurbanlarından biri, ‘Biz, uçak şirketlerinin ilan ettiði fiyata bilet aldık. Bilet aldıðımız yer, uçak firmasının acentesi. Uçak firması bu adamları temsilci olarak kabul etmişse, sorumluluðu da kabul etmeli ve bizim ödememizi de kabul etmelidir.’  diyor.
İsmail Halıcı yerden göðe kadar haklı deðil mi?
Bir firma birilerine temsilcilik vermişse, temsilcilik verdiði kişinin her şeyinden sorumlu olmalıdır.

Geçmişte ben şahsen bir Türk sigorta temsilcisi ile iş yaptım. Kendi ailemin olduðu gibi, 150 Türk ailesinin de hayat sigortalarını yaptırdım. Hepimiz aidatlarımızı eksiksiz yatırdık. Ama o sırada temsilci şahısın bizden aldıðı aidatları İstanbul merkeze ödemediðini öðrendim. Bunun üzerine sigorta şirketinin İstanbul’daki merkezine gittim ve duruma itiraz ettim. ‘Siz bu adamı temsilci olarak ilan ettiniz. Onun sorumluluðu da size aittir’  dedim ve haklı çıktım. Sigorta şirketi ödediðimiz paraları kârı ile birlikte geri ödedi. Benden sonra bu sigorta şirketine baş vuranlar da paralarını aldılar.
Deðerli okurlarım, 42 yıllık gazetecilik yaşamımda, haksız oldukları zamanlarda bile, yurttaşlarımızı hiç eleştirmedim. ‘Uyum’ diyenlere, ‘Entegrasyon’ diyenlere de pek itibar etmedim. ‘Bırakın insanları istedikleri gibi yaşasınlar’  dedim.
Şimdi izin verirseniz yurttaşlarımız için birkaç eleştirel söz yazayım.
1- Sırf ucuz olduðu için bir ürüne hemen dalmayın.
2- AlfaFly uçaðındaki olay gibi, haksızlıklar karşısında daha sakin olmaya çalışın ve patlamayın.
3- Hepimiz şahit oluyoruz. Kalabalık topluluklarda içimizden biri muhakkak liderlik postunu kapmaya çalışır ve olur olmaz laflarla ortalıðı karıştırır. Bu gibi adamların, görevlilere karşı kullandıðı en hafif kelime ‘şerefsizler’dir. Lütfen siz de bu gibi adamlara uymayın.
Evet deðerli okurlarım, inanın bu gibi sahnelere çok sık rastlıyoruz. Son olarak yaptıðım yolculuk sırasında bile, valizlerimizi kontuara yanaştırırken, elinde Business bileti olan bir yolcunun önce alınmasına kızan biri baðırmaya başladı ve hava şirketinin görevlilerine ‘şerefsizler’ yakıştırmasını yaptı.
İşte bizde hep bu tip donkişotlar vardır.
Üzülerek söyleyeyim ki, ‘skandal’ olarak yazdıðımız ArkeFlay uçaðındaki kargaşanın bir deðil, birden fazla olduðunu duyduk. Hostesle tartışan yurttaştan başka, koltuk numarası yüzünden birbiri ile kavga eden yurttaşlarımız da olmuş. Ama bu sadece bir duyum olduðu için haberde kesin dille belirtemedik.
Yurttaşlarımıza yapılmakta olan haksızlıklar karşısında ‘ vur abalıya’ diyerek eleştiri yapıyoruz ama, bazı yurttaşlarımızın da, haksızlıklar karşısında kabalaşmamasını ve kükrememesini istemek de hakkımız olmalıdır.
Havacılık çok rizikolu bir sektördür. Uçak bozulur ve zincirleme rötar olur. Bu durumda hiçbir şirket birşey yapamaz. Bizim yurttaşın ise  rötara tahammülü yoktur.
Bakın ben yaşadıðım bir olayı anlatayım. Hem de isim vererek.
Corendon’un sahiplerinden Atilay Uslu ve Maxima’nın sahibi Murat Bilal, yıllar önce ‘Snowmen’ isimli bir şirket kurmuşlardı. Türkiye’ye kış turizmini başlatan bu iki ismin ilk uçuşunu izlemek için Schiphol Havalimanı’na gitmiştim. Herkes valizini vermişti. Ama bir haber geldi ve uçaðın Rotterdam’a iniş yaptıðı söylendi. Bunun için Rotterdam’a otobüs ile gidileceði ilan edildi. Tüm yolcular ve de refakatçilerden tek bir ses bile çıkmadı. Tüm yolcular kuzu gibi otobüse bindi ve Rotterdam’a gitti.
Böylesi bir olayın Türklerin başından geçmesini düşünmek bile istemeyiz.
Neler olurdu neler?
Tur operatörünün ne sahtekarlıðı kalırdı ne de şerefsizliði.
İşte bu nedenle yurttaşların bazılarını sakin olmaya davet etmek hepimizin görevi olmalıdır.
Hakkımızı tabii ki yedirmemeliyiz.
Ama hak ararken de kırıcı ve suçlayıcı olmamalıyız.
Hepinize neşeli ve saðlıklı bir tatil dileðiyle !!!

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları