KENTSEL DÖNÜŞÜMYASASI VE ADANA’DA KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1376 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Bilindiði üzere, Türkiye dünyanın aktif deprem kuşaklarındanbirisidir ve Alp-Himalaya deprem kuşaðı üzerinde yer alır. Türkiye’ninyüzölçümünün % 42’si birinci derece deprem kuşaðı üzerindedir. 17 Aðustos 1999yılında, meydana gelen 7,5 büyüklüðündeki Marmara Depremi sonrası, resmiraporlara göre, 17.480 ölüm, 231.781 yaralı, 505 kişi sakat kaldı ve 285.211konut, 42.902 işyeri hasar gördü. Böyle bir durumun var olması Türkiye’de genişçaplı ve ciddi bir “Kentsel Dönüşüm”ügerekli kılmaktaydı. Nitekim öyle de oldu. Marmara Depremi sonrası kentseldönüşüm gündeme geldi. Fakat karşılaşılan sorunlar kentsel dönüşümüngerçekleşmesine engel oldu.

 

Takvim yaprakları 23 Ekim 2011 gününü ve saatler 13.41’igösterdiðinde, yeni bir deprem haberi deðiştiriyordu Türkiye’nin gündemini. Van’dameydana gelen 7,2 büyüklüðündeki deprem sonrası yine büyük zararlar meydanageliyor ve Türkiye’nin acı gerçeði yine gözler önüne seriliyordu. Bu depremsorması kentsel dönüşüm bir kez daha gündeme gelmiş ve Başbakan Recep Tayyip Erdoðan: “Gecekonduları,kaçak yapıları sormadan kamulaştıracaðız. Oy verirmiş, vermezmişdinlemeyeceðiz. Yıkacaðız! Kaçak yapılara yönelik yetkiyi gerekirse tamamenbakanlıðımıza alacaðız. Bu binaları yıkacaðız, bedeli ne olursa olsun. Çünkü butabloları defaatle yaşamaktansa, iktidarı kaybetmek çok daha hayırlıdır.”şeklindeki sözleriyle bu yöndeki kararlılıðını vurguluyordu.

 

Daha önce bir türlü uygulama imkânı bulun(a)mayan kentseldönüşüm, bu kez “afetlere hazırlık için”başlıyor. Bu kapsamda, Türkiye başta deprem kuşaðında yer alan illerdenbaşlamak üzere yeniden inşa edilecek. Öncelikle binalar depreme dayanıklılıkdenetiminden geçirilecek. Denetimden geçemeyen ve yıkılması kararlaştırılan binalaryıkılacak. Kentsel Dönüşüm Yasası sebebiyle evleri yıkılacak olan vatandaşlaradevlet çeşitli seçenekler sunacak. Peki, bu seçeneklerin içeriði nedir? Buseçeneklere göz attıðımız zaman karşımıza çıkacak tablo şöyle:

 
İlk   seçenekte göze çarpan durum, yıkılan evlerin yerine başka bir daire verilecek olmasıdır. Eðer bu dairenin yerinde yapılma imkânı varsa yerinde yapılacak; eðer oturulan ev mülk deðil kira ise, bir defaya mahsus başka bir kiralık eve taşınması için kira yardımı yapılacak.
Eðer  evin içinde ikamet edene başka bir daire verilecekse, eski dairesinin bedeli peşinata sayılacak.
Başka bir seçenek de, evi yıkıp yerine yenisini yapmaktır.
Bu seçeneklere uymayan bir durum olduðunda ise kamulaştırma yoluna gidilecektir. Bilirkişinin tespit edeceði deðer üzerinden evin bedeli sahibine ödenecektir.
İskân,imar gibi konularda eksiði olan binalar için ise, ilgili vatandaşlara enkaz bedeli ödenecektir. Eðer arsa kendilerine ait ise, kişiye arsa bedeli ve enkaz bedeli ödenecektir.

Genel özelikleri itibariyle bu seçenekleri sunacak olan ve400 milyar dolarlık bir kaynakla 10 yılda tamamlanması planlanan “Kentsel Dönüşüm Yasası Taslaðı” Başbakanlık’asunuldu ve önümüzdeki günlerde de Bakanlar Kurulu’nun gündemine gelecek. Bukapsamda yapılacak olan kamulaştırma, yıkım ve dönüşüm projeleri için, Çevre veŞehircilik Bakanlıðı’nın tasarrufunda olacak ve “Afete Hazırlık Hesabı” açılacaktır. Açılacak olan bu hesapta yeralacak olan paralar sadece afete hazırlık için kullanılacaktır. Bu amaçla,düzenlemede yeni bir vergi olmamakla birlikte genel vergilerden aktarımolacaktır. Hazine adına, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden elde edilengelirin % 90’ı hesaba aktarılacaktır. Büyükşehirlerde, İl Özel İdarelerineaktarılan kaynaðın yarısı; diðer belediyelerde % 15’i, İmar Yasalarına aykırıdavrananların % 50’si ve trafik cezalarının % 1’i hesabın diðer kaynaklarınıoluşturacaktır.

Türkiye açısından bu durum gerçekleştiði takdirde hem büyükbir adım atılmış olacak, hem de büyük bir sorun çözüme kavuşacaktır. Göz ardıedemeyeceðimiz başak bir gerçek ise kentsel dönüşüm projesinin deprembölgesinde yapılmasından ziyade Türkiye’nin birçok ilinde yapılması gereðidir.

Kentsel dönüşüm açısından 2,085,225 kişinin yaşadıðı Adanaili baz alındıðında karşımıza çıkacak olan tablo, belki de iki farklı dünyaolacaktır. Evet, yanlış duymadınız. İki farklı dünya dedim. Çünkü Adana’dayaşayanlar bilirler ki, Adana’nın kuzeyi ile güneyi arasında uçurumlar vardır.Adana’nın da en kısa sürede kentsel dönüşüme ihtiyacı olduðu su götürmez birgerçektir. Bu kapsamda Yüreðir ve Seyhan İlçe Belediyeleri gerekli önçalışmalara başlamışlardır. Kentsel dönüşüme önem veren Yüreðir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan şunları söyledi: “Kışla ve Başak Mahallelerimizdehazırladıðımız modern, alternatifli projelerimizi vatandaşlarımızın bilgisineve onayına sunduk. TOKİ ile ön protokol yapıldı. Jeolojik, jeoteknik vejeofizik zemin etütleri bildirildi. Avam yerleşim planları hazırlandı. Haksahipliði formaları hazırlandı. Büyükşehir’den yetki belgesi alındı.Vatandaşlarımızla ilgili bilgilendirme toplantılarına başlandı. Belediyemiziçerisinde kentsel dönüşüm birimi kurarak gelen vatandaşlarımızı her türlükonuda bilgilendirmekteyiz. Kentsel dönüşüm projesiyle 3786 konut yapmayıhedefliyoruz…”

Adana’nın Seyhan İlçesi’nde, Barış ve İsmetpaşa MahallelerindeSeyhan Belediyesi tarafından uygulanmak üzere kentsel dönüşüm projesiuygulamaya konuldu. Bu proje, Başbakan Recep Tayyip Erdoðan’ın seçim öncesiaçıkladıðı “Çılgın Proje”leri içindeyer almış ve Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm projelerinden birisi olarakaçıklanmıştı. Belediye TOKİ ve yetkililerince oluşturulan uzlaşma komisyonlarımahalle sakinleri ile görüşme başlattı ve mahalle sakinleri tarafından buprojenin uygulanmasına “ret kararı”çıktı.

Aytaç Durak,Adana Büyükşehir Belediye Başkanı olduðu dönemde kendisinden kentsel dönüşümeyönelik ilçe belediyelerinin talebi olduðu bir zaman şu sözleri sarf etmiştir: “Adana’da kentsel dönüşüm yapmak Ankara veİstanbul’a göre kat kat zordur. TOKİ ve Büyükşehir Belediyesi Sinanpaşa’da 300konutu 3 yıldır istimlâk edebilmek için uðraşırken, öbür tarafta ayda 300 kaçakkonut yapılırsa bu bizim en büyük sıkıntımızdır.” Bu durum dagöstermektedir ki, bazen bazı şeylerin sorumlusu sadece yönetenler deðil,yönetilenlerdir. Bu sorun, sadece Adana’ya özgü olmamakla birlikte Türkiye’ninde sorunudur. Böyle durumlarda, bizler halk olarak sorunun deðil sadece çözümünbir parçası olmalıyız ve de devleti yönetenlerin çözüm üretemediði noktalarda,bizler bu ülkenin bir vatandaşı olarak çözüm üretme sürecine dâhil olmalıyız.

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları