TÜRKİYE’DE GENÇLİK

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1046 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Gençlik denildiðinde ya da genliðin ne demek olduðusorulduðunda, herkesin muhakkak bu konuda söyleyebileceði bir sözü vardır.Gençlik, kimine göre heyecan, kimine göre hareket, kimine göre gelecek, kiminegöre ise tehlike ve bunun gibi birçok şey olabilir. Açıkçası durum bizegöstermektedir ki, gençliði tek bir kalıba sokacak bir “gençlik tanımı”nın yapılması pek de olası deðildir. Fakat biratasözümüz der ki: “Gençler hayalleriyleyaşar, ihtiyarlar anılarıyla.” Bu da şunu göstermektedir ki, hayallerinizolduðu sürece gençsinizdir. Ne zaman ki, sürekli olarak anılarınızdanbahsetmeye başladınız işte o zaman gençlik yolun sonuna gelmiştir diyebiliriz.

 

Türkiye açısından gençliðe olan bakış açısına ve gençliðeverilen öneme baktıðımız zaman karşımıza çok karmaşık bir tablo çıkacaktır.Türkiye’de gençlik, geçmişte birçok evreden geçmiş olmakla birlikte, günümüzdede daha birçok evreden geçecektir. Türkiye tarihinde bunun birçok örneðimevcuttur. 

 

Cumhuriyetin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk,fikirlerini, kurduðu bu yeni cumhuriyetin her köşesine yaymak için gençkadroları seferber etmişti. Cumhuriyeti Türk Gençliði’ne emanet ettiðinisöyleyen Atatürk, 19 Mayıs Bayramı’nı gençlere armaðan ederek, gençlere verdiðiönemi net bir şekilde gözler önüne sermiştir.

 

1940-1953 yılları arasında faaliyet gösteren Köy Enstitüleriise gençlere verilen önemi göstermek açısından örnek teşkil edecek başka birdurum. “Köy Enstitüleri, ilkokulöðretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ileaçılmış okullardır.” (wikipedia) Bu okullarda gençler eðitildi ve onlarayaratıcı, özgürleştirici ve modern bir kalkınma anlayışı aktarıldı. Gençlerinenerjisi ve yenilikçi gücü harekete geçirildi. Gençler, köylere giderekburalarda yaşayan halkı eðitti.

 

1960’lı yıllarda da gençler, toplumun güvenilir ve gelecekvadeden öncüleri olarak görüldü. Tarihimizdeki en özgürlükçü anayasa olan 1961Anayasası gençliðe olumlu bir rol öngördü. Bu dönemde gerek kırsal bölgelerde,gerek kentsel toplum çalışmalarında birçok öðrenci derneði faal olarak rolaldı.

 

Bu örneklere karşın, 1970’li yılların sað-sol çatışmalarıgençliði iki farklı kutupta kamplaştırdı. Siyasi kaos ortamı 1980 askeridarbesi ile sonlandı. Artık gençliðin imajı deðişmişti. Bu zamana kadar gençlertoplumun öncüleri olarak görülürken, gençler deðişen imajlarıyla kavgacı vetehlikeli unsurlar olarak görülüyorlardı. Bununla beraber, 1980 askeridarbesini izleyen 1982 Anayasası, gençlerin önüne yeni engeller dikiyordu. Buanayasa ile gençlik örgütlerinin kapatılması ve genç insanların siyasetekatılmasını engelleyen birçok yeni düzenleme getiriliyordu. Aradan geçenzamanda bazı deðişiklikler ve reformlar yapılmakla birlikte -1995’te seçmenyaşının 21’den 18’e düşürülmesi gibi-, gençlerin siyasi ve toplumsal yaşamakatılımı için saðlanan fırsatlar sınırlı kaldı.

 

1982 Anayasası’nda gençlik konusunda tek bir madde yeralmaktadır. Bu madde “GençliðinKorunması” adı altında geçen 58. maddedir. Bu maddeye göre: “Devlet, istiklal ve Cumhuriyetimizin emanetedildiði gençlerin müspet ilmin ışıðında, Atatürk ilke ve inkılâplarıdoðrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüðünü ortadankaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini saðlayıcı tedbirlerialır. Devlet, gençleri alkol düşkünlüðünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk,kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gereklitedbirleri alır.”

 

1999’daki Marmara Depremi’nde, Türkiye bir kez daha,çoðunluðu genç olan yüzlerce, binlerce gönüllünün seferber olmasına sahne oldu.Bu depremde, genç kadın ve erkekler etkin bir şekilde birlikte çalışmak, tümtoplum adına sorumluluk almak ve mevcut bulunan krizi çözüme ulaştırmakkonusunda bir kez daha kararlılık ve beceri gösterdiler.

 

Günümüzde ise gençlere 25 yaşında milletvekili seçilme hakkıtanınmıştır. Birçok sivil toplum kuruluşu ise faal olarak gençlik konusunda rolalabilmektedir. Fakat bu kuruluşları tek bir çatı altında toplayan ve bukuruluşların birlikte hareket etmesini saðlayan, tüm yapıyı koordine eden birüst kuruluş yoktur. Bu tür sorunları ortadan kaldırmak adına, Türkiye’de bukuruluşları tek bir çatı altında toplayacak bir “Gençlik Bakanlıðı” veya “UlusalGençlik Konseyi” kurulabilir ve bu kapsamda belirgin bir “Gençlik Politikası” belirlenebilir.Birleşmiş Milletler Kalkınma Raporu’nun yayınlamış olduðu ‘Türkiye’de Gençlik’ konulu, Türkiye 2008 İnsani Gelişme Raporu’nagöre: “Avrupa ülkeleri arasında UlusalGençlik Konseyi’ne sahip olmayan iki ülke var: Türkiye ve Polonya. Türkiye’deçeşitli sivil toplum örgütü aðları tarafından kurulan bazı konseyler ve deðişikçevreler tarafından başlatılan bazı girişimler var, fakat ne gençlikpolitikalarından sorumlu olan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüðü ne de bakanlıklarve gençlik konularında çalışan çeşitli birimler sorunu geniş kapsamlı birşekilde ele alıyor.” Türkiye’de Avrupa Birliði Uyum Süreci kapsamındayapılan deðişikliklere bir yenisi eklenmeli ve en kısa zamanda belirgin bir “Gençlik Politikası” belirleyecek olanbir “Gençlik Bakanlıðı” veya “Ulusal Gençlik Konseyi” kurulmalıdır.

 

Bu sorunların çözümünde iş sadece yetkili mercileredüşmemektedir. Aslında işin büyük bir kısmı gençlerin kendisine düşmektedir.Gençler sorunların çözümüne, aktif katılım saðlayarak ortak olmalıdırlar.Albert Einstein’ın da dediði gibi: “Sorunları,onları yaratırken kullandıðımız düşünce yöntemiyle çözemeyiz.” Bu dabizlere şunu gösteriyor ki, sorunların çözüme kavuşturulması için sorunlarıyaratırken ki düşünce yöntemlerini terk edip, çözüme odaklanmalıyız.

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları