SÜRGÜN

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1099 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Doðum tarihim tam olarak tarih sayfalarına yazıldıðım an ilebaşlar. Tam tarihi hatırla(ya)mıyorum, fakat sanırım milattan öncesiydi. Yok,yok, yanılmış olmalıyım, sanırım milattan sonrasıydı. Belki de, tarihsahnesinde rol almaya başladıðım anda zaman denen kavram henüz yoktu. Ve herşey, siyah-beyaz bir arka planda çekilen renkli savaş filmleriyle başlamıştı.Kırmızı çok da yakışmıştı üzerimize ve ortalık inanılamayacak derecede, yinekırmızının hâkim olduðu, akışkan ve gittikçe katılaşıp kayganlaşan bir sıvı iledoluydu. Üzerimdeki giysiler delik deşik olmuş ve de sırılsıklamdı. Nedersiniz, belki de vurulmuşumdur ve bu satırları bu dünyada var olmadan, belkide yazı bile icat edilmemişken yazıyorumdur sizlere… 

 

* * *

 

Sabahın erken saatleriydi ve penceremden yansıyan güneşışıðı uyku anımda, dünyama hâkim olan karanlıða, artık gitme vaktinin geldiðiniişaret ediyordu. Gözlerimi açtıðım anda gördüklerime inanamamıştım ve hafızamıyoklamaya başladım birden. Göçebe bir yaşamın izlerini taşıyan eskimiş birçadırın içinde buldum kendimi. Dışarıda ise bir karmaşanın olduðu gelenseslerden belliydi. Birileri beni mi çaðırıyordu? Bir türlü anlayamadım, derkençadıra yanaşan biri: “Hadi çabuk ol,kumandan seni bekliyor. Savaşacaðız, yine akın var…” dedi ve anidenortalıktan kayboldu. Tanıma(ya)dıðım bir ses ve de tanı(ya)madıðım bir simaydıbu. Etraftaki gürültü rahatsız ediyordu beni ve kulaðımda çınlayan “…yine akın var.” sözü beni hemürkütüyor, hem de düşündürüyordu. Acaba bu çıkacaðım akınlardan kaçıncısıydı vede kaç kişiyi vurmuş, kaç kez vurulmuştum? İnanın ben de bilmiyordum. 

 

Çadırın dışına çıktıðım anda bir hayal kırıklıðı dahayaşıyordum ve görmüş olduðum her şey beni yeni bir hayal kırıklıðı ilekarşılıyordu. Ortalık toz dumandı. Askerler bir ip gibi sıraya dizilmiş, atınüstündeki kumandan sürekli bir şeyler söyleyip duruyordu. Beni gördüðü andasusup öylece baktı ve hiç beklemediðim bir anda, sert bir şekilde: “Nerdesin sen? Bilmiyor musun bugün sefereçıkacaðımızı?” diye sordu. Şaşkın gözlerle süzerken etrafı sol elime birkılıç, sað elime ise bir kalkan verdiler. Öylece baktım bir an, dalıp gittimçok uzaklara. Son bir talimat geldi ve vakit kaybetmeksizin yola koyulduk. Günlerce,belki de haftalarca at üzerinde bilinmeze doðru durmak bilmeksizin gidiyorduk.Ucu bucaðı olmayan bir yoldu bu ve nedensiz bir sonun başlangıcı ya da nedensizbir başlangıcın sonu idi ulaşmaya çalıştıðımız. Ölüm ve yaşam arasında yer alanince bir çizgiydi tüm bu anlamsızlıklar içinde, zor da olsa anlamaya çalıştıðımız.

 

Kafamı meşgul eden bu düşünceler silsilesi, ölmek ya daöldürmek uðruna çıkılmış olan bu yolda ayaklarıma dur dercesine, beni esaretialtına alıyordu. Geçmiş olduðumuz bozkır alanlar ne kadar da boş bir hayatsürdürdüðümüzü anımsatıyordu bana her defasında. Düşünmeye devam ediyordum ki,birden durmuş olduðumuzu fark ettim. Gece karanlıðı çökmüş ve etraf adeta ölümsessizliðine bürünmüştü. Mola vaktiydi ve çadırlar kurulmaya başlanmıştı. Uyumakiçin yataða girdiðimde, dışarıda nöbet tutan askerlerin gülüşmeleri geliyordukulaðıma. Bugün gülen bu yüzler acaba yarın da bu şekilde gülebilecekler miydi?Düşündükçe içinden çıkılmaz bir boşluða düşüyor ve yolumu bir daha bulamayacakşekilde kaybediyordum. Tüm düşüncelere raðmen uyumak için gözlerimi kapadım vekendimi olabildiðince karanlıðın kollarına teslim ettim. Uyku tüm bedenimiesareti altına almışken, adeta beynimin içinde vızıldayan o aşaðılıksivrisinekler damarlarımda dolaşan bütün kanı emip duruyordu. Altına saklanmışolduðum çarşaf ile korunmaya çalışıyordum ama nafile. Gözlerimden uyku akıyorduve zaman su gibi akıp gidiyordu.

 

Zaman su gibi akıp gidi…

 

Yarım kalmış cümleler içinde boðulmuş bir şekildeuyanmıştım. Henüz uykuya doyamamışken uyandırılmış ve apar topar yola koyulmuştuk.Şimdi savaş zamanıydı. Herkese ne yapacaðı ve nasıl hareket edileceðianlatılıyordu. Tek bir amaç vardı, öldürmek ve savaşı kazanmak. Ölmek de vardıelbet işin ucunda ama beyinlere nüfuz eden kazanma düşüncesi, bu olasılıðın gözardı edilmesini saðlıyordu. Kısa bir süre sonra bozkır alanlar yerini yerleşimalanlarına bırakıyordu. Savaş meydanına giriş yapmıştık ki, karşıdan büyük birgürültüyle gelen kalabalıðın saldırısı ile savaş başlamıştı. Artık herkessusmuştu ve kılıçların konuşma zamanıydı. İnsanlar kendini kaybetmişçesine birdiðerini öldürmek için çırpınıyordu. Adeta bir vampir misali kan emiyorlardı. Saðelimdeki kalkanla kendimi gelebilecek tehlikelere karşı korurken, sol elimdekikılıç ile etrafı adeta kırmızıya boyuyordum. Aynı zamanda da kırmızıya boyanıyordum.Derken nefes alışverişlerim düzensizleşti ve bedenimde derin acılar hissetmeyebaşladım. Sırtımdan giren bir kılıç karnımdan dışarı çıkmıştı. Ve bunu, başkabaşka kılıç darbeleri izledi. Öylece kalakaldım. Sanki bütün savaş sadece benimüzerimde gerçekleşiyordu. Tüm dünya bedenime, geçirmiş olduðum her saniye içinbir çizik atıyordu. Ölüm, bir buz daðı gibi çok soðuktu…

 

* * *

 

Ölüm tarihim tam olarak tarih sayfalarından silindiðim anile başlar. Tam tarihi hatırla(ya)mıyorum, fakat sanırım milattan öncesiydi.Yok, yok, yanılmış olmalıyım, sanırım milattan sonrasıydı. Belki de, tarihsahnesinden silinmeye başladıðım anda zaman denen kavram henüz yoktu. Ve herşey, siyah-beyaz bir arka planda çekilen renkli savaş filmleriyle son bulmuştu.Kırmızı çok da yakışmıştı üzerimize ve ortalık inanılamayacak derecede, yinekırmızının hâkim olduðu, akışkan ve gittikçe katılaşıp kayganlaşan bir sıvı iledoluydu. Üzerimdeki giysiler delik deşik olmuş ve de sırılsıklamdı. Evet,vurulmuştum ve bu satırları bu dünyada var olmadan, belki de yazı bile icatedilmemişken yazıyordum sizlere… 

 

* * *

 

Hayat, başlangıçların sonuna ya da sonların başlangıcına birdaha geri dönmemek üzere sürgün ediliyordu. Yaşamak için savaşmanın adeta birkural haline geldiði dünyada barış içinde yaşamak her daim, bir şekilde sekteyeuðratılıp mümkün olmuyordu. Yaşam süresince gülen her göz ardında yeni biryalan saklıyor ve hayat, bu yalan çemberinin etrafında dönüp dönüp duruyordu.

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları