ATA SÖZLERİ NE DİYOR BİLİYOR MUSUN?

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1294 kez görüntülenmiştir.
Fevzi SAÇLI

Babadan mal kalır kemal kalmaz.Onun için kendinizi yetiştirip kamil bir insan olmak için çaba sarf etmelisiniz.Şayet bu memlekete faydalı olmak istiyorsanız,babanızın toplumdaki konumunu fersah fersah geçmelisiniz.Açıkçası babanız askerliðini onbaşı olarak yapmışsa siz en azından çavuş olmalısınız ki memleketinizin kalkındıðını hayattayken görebilesiniz.

            Lütfen, pekala bu nasıl olacak demeyiniz.Bu çok basit,basit olduðu kadar da çok kolaydır.Şayet, başkaları için duyduðun kaygı, kendin için duyduðun kaygıların önüne geçtiðinde olgunlaştıðını sen de fark edersin.

Çünkü bað dua deðil çapa ister.Bal bal demekle aðızın tatlanmadıðını pek ala sen de bilirsin.Mezar taşıyla övünenlerden olmamalısın.Babanın şöhreti seni ne kadar ilerlere taşır? Baba mirası yanan bir muma benzer.

            Sakın ola,başkalarını küçülterek büyüdüðüne inanan insanlardan olmayasın. Zira memleketimiz bu tip insanlarla dolu. Hatta başkalarını korurken kendinin büyüdüðünü sananların kimler olduðunu öðrenmek için özel bir mesai sarf etmeniz de gerekmiyor günümüzde.Biliyorsunuz yalakalar diyarı olduk son yıllarda. Bu fikrime iştirak etmeyebilirsiniz.Ama baca eðride olsa dumanı doðru çıkıyor maalesef.

            Başkalarına karşı üstünlük saðlamak her zaman mümkün olmasına raðmen esas olan kendi nefsine üstünlük saðlamaktır.Şayet bu hususta başarılı olamazsan zaferle taçlandırdıðın o başarın taş çarpmış bir ayna gibi parçalanıp gider.Senden sonra sadece o ayna parçalarından yansıyanlar hatırlanabilir

            Adamak kolay,ödemek güçtür.Bunu bilmek için alim olmaya gerek yoktur kanaatimce.Zira bayram günü borç ödeyecek olana ramazan uzun sürmez.

            Bekarken iki gözünü aç, evlendikten sonra birini kapat derler ya.İşte hayatta belli bir konuma gelmeden bazı olayları görmemezlikten gelebilirsiniz.Ama belli bir konuma gelip de bir mesuliyet altına girdiðinizde gözünüzü dört açmak zorundasınız.Aksi taktirde çevrenizde dost sandıðınız maskeli canavarların gözlerinizi yuvasından fırlatacak eylemlerde bulunduklarını gördüðüz de, aklınız başına gelir ama, o zamanda köprünün altından çok sular geçmiş olur.

            Varlıklı gününüzde size kapılarını sonuna kadar açanların,en küçük bir ekonomik sarsıntı  geçirdiðinizde kapılarını kapatmalarının yanında , kapısını çalsanız bile cevap alamayacaðınızı bilmeniz gerekir.

            Zira bende kırk yıllık sirke var diyenden biraz sirke istemişler.Eðer her isteyene verseydim bende kırk yıllık sirke kalır mıydı dediði gibi.

            Bir otobüs yolculuðum sırasında yanımda oturan yaşlı bir amca ‘’Oðlum insan hayatta iki kez eşşoðlueşek olur.

Birincisi babasından kalanları har vurup harman savurunca,çevresindekiler ‘’Eşşoðlueşeðin adam olmayacaðı babasının gününden belliydi’’derler.

İkincisine gelince de babasından kalanı beşe ona katladıysa,o zamanda ‘’Eşşoðlueşeðin adam olacaðı babasının gününden belliydi zaten.’’derler Yani eşeðinin kuyruðunu kesme kimi uzun der kimi kısa olmuş dendiði gibi bir şey

            Ata sözleri şeker kamışına benzer ne kadar emersen em tadı tükenmez.Onun için onların sözleri kılavuzun olsun.Hiç bir zaman seni uyduðuna pişman etmezler.

            Bıçaðı kestiren kendi suyu,insanı sevdiren kendi huyu demiş atalarımız. Toplumdan saygınlık bekliyorsan,toplum tarafından beðenilmeyen huylarını törpülemelisin.Bunların başında da dile hakimiyet gelir.Zira bıçak yarası geçermiş de dil yarası geçmezmiş.

            Bildiðin ayranı bilmediðin yoðurtla deðişme.Toplum o denli deðişmiş ki, anlatamam.Sadece şöyle bir örnek verebilirim.

            Vaktiyle bir adam diðer bir adama tarlasını satmış.Alan adam tarlayı işlerken bir define bulunca tarlayı satan adama gidip ‘’Dostum ben senden tarlayı satın aldım defineyi deðil.Onun için bu define senin ‘’demiş.Tarlayı satan adam da ben tarlayı yer altı yer üstü neyi varsa hepsini birlikte sattım diyerek tarlayı alanın teklifini kabul etmemiş.İş kadıya intikal etmiş.

            Bahsi geçen bu olay asırlar önceydi.Zamanımızda güven meselesi diye bir şey kalmamış.Turfanda çıkmış bir dolmalık biberin içine enjektörle su zerk ederek çaktırmadan suyu turfanda biber fiyatına satan bir toplum nereye gidiyor dersiniz. Tsunami de olmadı ama bu ahlaksızlık furyası bizim tüm deðerlerimizi silip süpürüp götürmekteyken toplumu yönlendirmekle görevli unsurlar, maalesef padişahın, bir akarsuyun yanında bulundukları sırada, İncili çavuşa ‘’Düşman gelirse ne yaparız?’’ diye sorunca,İncili çavuş da ‘’Gelme düşman su serperiz’’ dediði gibi su serperek meseleyi kökünden halledeceklerini sanıyorlar diye düşünüyorum.          Eşek eti yediren eşeklere ne ceza verildi Allah aşkına?

            Bir kırgız atasözü,boş çuvala dik durmak zordur der. Dolu çuvalsa sadece  dik durmayıp her zamanda ayakta kalmasını bilir.İnsanında bilgilisi ayakta kalırken, bilgisizi boş çuval gibi yere yıðılıp kalır. Gerçektende hiç bilenle bilmeyen bir olur mu diyor  peygamberimiz. Yalnız unutulmaması icap eden bir hususu da gözden uzak tutmamak gerekir.Bilgi cesaret verirken, cehaletse küstahlık verir.Bir de bilgiden üstün kazanç olmaz.Çünkü onu kimse çalamaz.Yalnız bilgiyi kullanamayan adam için bilgi, eşeðin sırtına vurulmuş kitap yükü gibidir.Bilgi öyle bir şeydir ki büyük adamı alçak gönüllü,normal adamı şaşırtır,küçük adamı ise kibirlendirir.Bunu bilmek gerekir.

            Sadi’nin dediði gibi bilgisiz bir kimse,savaş davuluna benzer,sesi çok,içi boştur. Aynı zamanda bilgi ahlaksız bir adamın elinde kötülük yapmak için güçlü bir silah olarak karşımıza çıkmaktadır.

            Bu konuda İmamı azam,bilmediklerimi ayaðımın altına alsaydım, başım göðe deðerdi diyerek bilginin önemini en güzel bir şekilde ifade etmektedir.                                               

            Mevlana hazretleri; Bir mum diðer bir mumu tutuşturmakla ışıðından bir şey kaybetmez,diyerek sahip olduðun bilgiyi bir başkasına aktarmakla senin bilgeliðinden bir şey kaybetmiş olmazsın derken dinimiz açısından da bilgi kendi malımız olduðundan zekata tabidir.

            Nasihat vermek hem kolay hem de vergiye tabi olmadıðı için her önümüze gelene nasihat vermeye bayılan bir milletiz.Biraz zor olsa hemen o işi bedensel olarak yapabilecek adama havale ederiz.Şöyle ki, bir duvar yıkılsa duvarcı getirirler de,biri hasta olduðunda herkes birden  hekim kesilir.Ve de diyet formülü gibi birbirini takip eden tavsiyeler yapılmaya başlanır.

            Memleketimizde olduðu gibi küçük insanların büyük gölgeleri oluşmaya başlamışsa o yerde güneş batıyor demektir.

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları