BU ÜLKEDE KADIN OLMAK!

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1320 kez görüntülenmiştir.
Fatoş TEKBAŞ

İlk defa Tayyip Erdoðan’ı dinlerken içimden soðuk birşeyler akıp geçti.
Uludere de öldürülen 34 insanla kürtajı eşdeðerde tutmasını doðru bulmadım. Uludere olayını gündemde tutan basının dikkatini başka yere çekmekse, doðrusu başardı da.
Devlet ve hükümet olarak ‘Kadın cinayetleri’ni engelleyememesi, aile içi şiddeti önleyememesi, üzerine kürtaj ve sezeryan eklemesi...
Doðrusu içinden çıkamıyorum.
Ak Parti’de siyaset yapan kadınlar gerçekten başbakan gibi mi düşünüyor, samimiyetle bunu öðrenmek isterdim...
Ekonomi, pahalılık, alım gücü, memura, işçiye reva görülen artışlar bir kenara itilmiş...
Yoksulluk, işsizlik almış başını gidiyor...
Ortalık süt liman, çözüm noktası sadece kürtaj ve sezaryan kalmış!
Başbakan’a bişey hatırlatmak isterim.
Bu tehlikeli çıkış, başka yönlere çekilebilir, iş ahlåkla ahålksızlık arasında tanımlanabilir...
Bu sakıncalı bir durum!
Ülke insanlarını kamplara bölmek, kimseye bir fayda saðlamaz!
***
Bu ülkede her gün kadın cinayetleri işleniyor, sosyolojik olarak araştırıldı mı?
Cinayet işleyen koca veya sevgili aðzı salya-sümü saçarak; ‘namus cinayeti’der.
Kimisi; ‘beni aldattı’, kimisi de; ‘Yan gözle baktı’ der...
Aslında hepsinin tek nedeni ekonomiktir.
***
Bu köşenin bir yazarı olarak; size iki öykü anlatacaðım.
O kürtajın insan hayatına neler katıp, nelerin götürdüðünü de...
***
Buralarda taşralarda ara sokaklarda yaşanan, dar gelirli bir aile, diðeri ise şu an Adana’nın tanıdıðı bir sima....
İsim vermiyorum, her ikiside komşumuzdu.
İki genç insan çocukluktan daha yeni çıkmış, 15-16’lılar yaşlar.
Birbirlerine sevdalanmışlar...
Ardından genç kız hamile kalıyor.
Sokak sakinleri toplanıyor...
Belki ki linç girişimi yapılacak.
Allah’tan ki sokaðın ekåbirleri aklı selim davranıyor.
Çevreye hemen haber salınıyor, bir hafta içerisinde orta yaşlarda bir adam bulunuyor. Cezaevinden yeni çıkmış, içi gücü yok, kısa boylu, kamburu var ve sonradan mesleðinin ayakkabı boyacısı olduðu öðreniliyor.
Gencecik güzeller güzeli bu kızı adama veriyorlar. Yalan ve bahane hemen hazır. “Kocası askerde öldü...” diye açıklaması yapılıyor.
Ailenin namusu temizlenmiş, genç kadın ise aklanmış ve bu arada hayatı da kurtulmuş oluyordu(!)
Bu suçun ortaðı erkek ise hiç bir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor ve yıllar sonra o sokaktan çıkıyor, kendilerine yepyeni bir hayat kuruyorlar. Ardından bu aile oðullarına sükseli bir düðün yaptılar.
Biri tanımadıðı, pis kokan, sicili temiz olmayan bir adamın koynuna...
Diðeri ise Adana’nın gözde ailelerinden güzel bir kıza!

Hangisi daha adil!
Toplumun deðer yargıları böyle bir çözüm buldu.
En azından kan akmadı.
Kızın anne ve babası bu olayın ardından kahırlarından peşpeşe öldüler.
Namusu temizleyecek erkek çocuðu ise reşit deðildi.
O zamanlar böyle düşünülüyordu.
***
Gözü açık güngörmüş bir aile olsaydı, kızın hamile kaldıðını anne anlayabilseydi, kızına kürtaj yaptırır, el aleme rezil olmaz, kahırlarından ölmezdi.
Toplumlarda gelenek ve töreler yasalardan daha aðır basar. Kadın yaparsa orospu, erkek yaparsa elinin kiri.
***
Kız daha oniki yaşlarında evlendiriliyor, hergün kayınvaliden azar işitiyor, ev işi bilmiyor diye bir posta da dayak yiyor.
Ondört, onbeş yaşına gelince dayaktan gına geldiði için, çareyi kaçmakta buluyor.
Kız ve oðlan tarafı kızı epeyce arar durur. Bulursa namusları temizlenecek, önüne düşen başları yerden kalkacak!
Kız birine sıðınır... Günün geçtiðini öðrenincede hamile olduðunu öðrenir. Bebek 4 haftalık olunca aldırmaya karar verirler.
Kız o çocuðu doðursaydı, bir gün belki yakayı ele verecekti. Çocuk için bir araya gelinecek, erkeðin ise kafasındaki şüpheler hiç gitmeyecek, bu defa erkek sorgulamaya başlayacak, yeniden başa dönülecek, cinayet kaçınılmaz olacaktı. Karnındaki cenini aldırmakla kendince doðru olanı yapmış oluyor ve hayatı kurtuluyordu. Yıllar sonra karşısına sevebileceði biri çıkıyor, evlenerek huzurlu bir yuva kuruyor.
***
Kürtaj yasaklanırsa, bu tür vakalar merdiven altına inecek, geçmiş yıllarda olduðu gibi çocuk nasıl düşürülür, şişler, demir çubuklar denenecek, karı koca ilaçlarından medet umulacak. Belki kan kaybından, belkide başka şeyden hayatlarını kaybedecek!
Hangisi doðru?
Kadın üzerinden siyaset yapmak, kadının işlediði varsayılan günah, kendi ile Allah arasında. Kürtaj yapılarak belki hayata yeniden başlamak istiyordur. Herkesin ikinci bir şansa ihtiyacı var. Bir kadın kendi bedeni üzerindeki her türlü tasarrufa ve özgürlüðe sahip olabilmeli, diye düşünüyorum. Bazı ülkelerde ötenazi bile var. Elbette cenin şekil alırsa bunu yapmak cinayettir, günahtır. Önemli olan daha başındayken istenmeyen bir hamileliði önlemek daha doðru bir davranıştır.
Ben kürtaja ve sezeryana karşı deðilim, kadının içinde bulunduðu psikolojik ve diðer sıkıntılardan kurtarıyor. Eðer o evlilikte veya ilişkide huzur ve saadet varsa, kadın neden gidip durduk yerde kürtaj yaptırsın... hiç kimse yaptırmaz.
Hamilelikte ikinci ayına giriliyorsa, bebek aldırılıyorsa, bu elbette suç olmalıdır. Bazı zaruri haller vardır ki, bunu ne devlet çözebilir, ne aileler...

Bunlarda düşünülmelidir.
***
Bu açıklamayı yapmadan önce Sayın başbakan Dünya Saðlık örgütünü davet etse, bir panel düzenlese, bütün ilgili uzman kişileri davet etse, istatistikleri, araştırmaları, verileri ortaya koysa, kamuoyu açıklamasının da bir lisanı olsa, kim ne diyebilir?
O zaman hiç kimse size bunu sormaz, soramaz. Sırf Uluderede 34 insanın hayatının kaybetti, bu soruluyor diye, dikkatleri başka yöne çekmeye, kadınlar üzerinden siyaset yapmaya hiç kimsenin hakkı ve hukuku olmamalı, diye düşünüyorum.
Hükümetsiniz, iktidarsınız, muktedirsiniz, elbette ki eleştriye açık olacaksınız. Elbette ki sorgulanan ve sorgulayan halk olacaktır. Soran biz, cevap veren makam siz olacaksınız...
Hele bu ülkede kadın olmak başlı başına bir risktir sayın başbakanım.
Kendini aciz hisseden, devletin desteðini yanında göremeyen şiddet gören kadınların hamisi de koruyucusu da önce Allah, sonra devletin temsilcisi olarak siz olacaksınız. Onları korumak size düşer...
Onları kahpe felek vurmuş, bi de siz hırpalamayın Sayın Başbakanım...
Şeyh Edebali’nin sözleriyle noktayı koymak istiyorum.
“Ey Oðul!
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana… Suçlamak bize; katlanmak sana… Âcizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adâlet sana… Kötü göz, şom aðız, haksız yorum bize; baðışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana… Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…

Diye devam eder, bilirsiniz…

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları