YARATICI YIKIM

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1444 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

“Yaratıcı yıkım” sözü kulaða hoş geldiði gibi, aslında bir o kadar da ürkütücü. Bu tılsımlı söze hangi açıdan bakıldıðı çok önemlidir. Örneðin ekonomi boyutundan bakıldıðında karşımıza Avustralyalı iktisatçı ve siyaset bilimci Joseph Alois Schumpeter çıkar: “Oluşan yeni olguların, diðer olguları eskiteceðini ve zamanla yıkacaðını ve ayrıca yeni bir sistem üretmek için eski sistemi yok etmek gerekir.” fikrini savunmasıyla.
Günümüz dünyasında olayların akıl almaz bir hızla geliştiði ve deðiştiði bu ortamda belki de en çok tartışılan olgu, günümüz dünyasının ekonomik sistemini barındıran “kapitalizm”dir. Kapitalizm, sahip olduðu dinamizm ile ekonomik sistemler içerisinde belki de en karmaşık olanıdır. “Kapitalizm, doðası gereði bir ekonomik deðişim biçimi ya da yöntemidir… Asla, ama asla duraðan olamaz. Yaratıcı yıkım süreci kapitalizmin asli olgusudur.” (Schumpeter; Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi)
Yaratıcı yıkım salt ekonomik bir kavram deðildir. Yaratıcı yıkım sosyal, siyasi, hukuki, kurumsal bir kavramdır aynı zamanda. Bu kavram temelinde hayatın her alanında meydana gelebilecek deðişimleri karşılayan bir “paradigma dönüşümünün işareti” niteliðinde olup sadece bir ekonomik krizin yansıması olmamıştır.
Alman filozof Friedrich Wilhelm Nietzsche’ye göre: “Yaratıcı yıkım, yaşam gücünün ortaya çıkışıdır. Yaşam, sürekli bir kaos halidir. Bu ortamda insanın doðasından gelen bir özelliði vardır ki, o da yıkıp yeniden yapmaktır.”
Batı’da ortaya çıkan bu kavram sadece yıkmak üzerine kurgulanmış olmayıp, eski yıkılırken yerine daha iyisinin, daha güçlüsünün ve eskisinden daha verimlisinin simültane bir biçimde yaratılması üzerine kurgulanmıştır. Günümüzde insan davranışları incelendiðinde çokça bir yıkım olduðu göze çarpmaktadır. Ülkelerin kendi içinde ya da uluslar arası ya da en basitinden bireylerarası yıkımların artış gösterdiði bir dönemi içinde barındıran bir süreçten geçmekte üzerinde yaşadıðımız dünya. Evet, günümüzde bir yıkım olduðu bir gerçek fakat ortada başka bir gerçek var ki, o da yaşanan bu yıkımların yaratıcı yönünün olmadıðı ve salt yıkım odaklı olduðudur.
Geçmişten günümüze dünyanın yaşamış olduðu bu dönüşüm içinde belki de en çok rastlanılan olay yıkımların salt olduðu gibi kalmasıdır. Bu durumun sebeplerine bakıldıðında ise en önemli nedenin “çıkar çatışması” olduðudur. Çıkar çatışmalarının altında yatan ise bireysel güdülerden başka bir şey deðildir. Belki de tüm ülkelerin yoðun olarak uyguladıðı ekonomik sistem olan kapitalizmin insanlar üzerindeki en büyük etkisi “bireysel güdü”lerin baskın bir şekilde ortaya çıkması ve “toplumsal güdü”nün yok olmasıdır. Yaşanan olayların sosyal yönü incelendiði zaman “Yaratıcı yıkım süreci kapitalizmin asli olgusudur.” diyen J. A. Schumpeter bu yönüyle bugün için belki de yanılmış olmaktadır.
Her yanlış ardında başka bir doðru saklar. Her yeni doðrunun ortaya çıkışında “yaratıcı bir yıkım” mevcuttur. Çünkü ortaya çıkan her doðru, kendisinden önce doðru olarak bilinen yanlışın yeryüzünden silinmesine yol açar ortaya çıkan her yeni doðru bir öncekinden daha iyi, daha güçlü ve daha verimli sonuçlar verebiliyorsa.

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları