DEÐER PARADOKSU

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1305 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Deðer, çok büyük bir perspektife sahip olup da dar bir çerçeveye sıðmayacak olan bir kavramdır. Deðerin kelime anlamı irdelendiðinde, genel olarak kişinin nesne ile olan ilişkisinden meydana gelen nitelik karşımıza çıkmaktadır. Oysaki dönüp baktıðımız vakit bu kavramın matematiksel alanda, iktisadi alanda, bilhassa insan ilişkileri alanında ve benzeri daha birçok alanda farklı bir öneme sahip olduðunu görmekteyiz.
İktisadi alanda deðer kavramının neyi ifade ettiðine baktıðımız vakit karşımıza ilk olarak çıkacak olan kişi iktisadın kurucusu olan Adam Smith’tir. Adam Smith, 1776 yılında yayımlanan ‘Milletlerin Zenginliði’ adlı kitabında, ‘‘Bir maldan elde edilen toplam faydayı kullanım deðeri belirler ve bir malın diðer malları satın alma gücünü ise deðişim deðeri belirler.’’ demiştir. Bu anlayışa göre, bir malın kullanım deðerinin deðişim deðerini belirlemesi ve dolayısıyla kullanım deðeri yüksek olan malların deðişim deðerinin de yüksek olması gerekmektedir. Oysaki Adam Smith’in belirtmiş olduðu bu durumun gerçek hayattaki tezahürünü irdelediðimiz zaman işin iç yüzünün hiç de böyle olmadıðı anlaşılacaktır. Örneðin, su ve elması kıyasladıðımız zaman şöyle bir durum ile karşı karşıya kalacaðızdır: Su çok yararlı olmasına, doðada çok bulunmasına ve kullanım deðeri çok yüksek olmasına karşılık suya ödenmiş olan para (deðer) ile genel olarak bir şey alınamazken; kullanım deðeri hemen hemen hiç olmayan ve doðada nadir bulunan elmasa ödenen para (deðer) ile miktar babında çok fazla satın alım yapılabilmektedir.
İktisadi manada, kullanım deðeri yüksek olan su gibi bir malın deðişim deðeri az iken, deðeri çok az olan elmas gibi bir malın deðişim deðerinin yüksek olması ‘deðer paradoksu’ olarak adlandırılır.
Deðer paradoksunu insan ilişkileri açısından düşündüðümüz vakit, karşımıza çıkacak olan durum deðer ölçütünün çok deðişmiş olduðudur. İnsan ilişkileri deðer paradoksu ile kıyaslandıðında ise bu durumun deðer paradoksunun aksi yönde ilerlediði görülecektir. Şöyle ki, insan ilişkilerinde, karşısındakini çokça önemseyip, ona çok deðer veren biri, bu deðere layık görülen kişi tarafından genel olarak aynı deðere sahip olmayacaktır. Birçoðumuzun da gerçek hayatta test etmiş olduðu gibi, bu ilişkilerde karşı tarafa gereken deðeri vermeyip karşı tarafı çokça önemsemeyen biri, bu seviyede bir deðere layık görülen kişi tarafından gereðinden fazla önemsenip gereðinden fazla bir deðere layık görülecektir. Bu denli bir çelişkinin etrafında kümelenen deðer kavramı, insan ilişkilerinde doðada gereken deðere sahip olması yönünden nadir bulunan insanların hak ettiði deðere layık görülmemesi ve gerçek hayatta gereken deðere sahip olmaması yönünden çokça bulunan insanların belki de hiç hak etmediði ölçüde bir deðere layık görülmesi, günümüz koşullarında insan ilişkililerinin ne boyutta bir deðişim gösterdiðinin en büyük kanıtı olsa gerek.
Deðerin bu denli deðersizleştiði dünyamızda, insan ilişkilerinde yaşanan bu ters yönlü deðişim bir noktadan sonra, biz insanları geçmişe özlem duyar hale getirip belli bir tarih içinde sıkışık bir şekilde yaşamamıza sebep olacaktır. Oysaki her şey hak ettiði deðer ölçütünde deðerlendirilseydi, deðer dahi bu denli deðersiz duruma düşmezdi. Deðer, insanların ona yüklediði anlam ölçütünde deðerin gerçek mahiyeti esas olacaktır. Aksi taktirde deðer dahi her durumda deðersiz kalacaktır.

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları