KAFAMIN İÇİNDEKİ SESLER

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1183 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Bir ben var benim içimde benden de öte…
Kalbimde ayrı bir dünya…
Ve kafamda ise çok başka bir hayat…
* * *
Yine bitmemiş bir cümle ile başlıyorum hayata…
Ve hayat, bir türlü tamamlanmak bilmeyen cümlelerimin sonuna üç noktayı koyarak yoluna devam ediyor…
Hayatın tamamlanamayan evresinde yer alan bu yaşamın eksik kalan yanlarında bulundum hep…
Ve eksik kalırken ben buralarda…
Eksik kalmaya devam eden bir de sen vardın aslında…
Bunun farkında olsan da, olmasan da…
Ve ben, eksildikçe sen de eksiliyordun…
Fakat ben tamamlandıkça sen tamamlanmıyordun…
Sadece tamamlandıðına inanıyordun ya da kendini buna inandırıyordun…
Çünkü hayat, bu denli acımasız olmakla beraber hiç adil deðildi…
Ve hiçbir zaman da adil olmamıştı…
Hayat bu denli adaletsizken ben, tüm umutlarımı borç vermiştim sana…
Ve sen söyleyebilir misin?
“Hangi peşinat sana borç olarak vermiş olduðum bu umutlarımın karşılıðını geri ödeyebilirdi ki?”
Belki de cevaplanması çok zor bir soru bu…
Ritim tutturmaya çalışılan bir melodide notaları uzun yıllar önce unutulmuş olan bir şey bu belki de…
Ve sen, bu ritimsizlikte çırpınıp duran bir şarkının söylenmeyen sözlerisin sadece…
Unutmaya, unutulmaya ve unutturmaya yüz tutan…
* * *
Hayat, öyle bir şey ki…
Ne kadar yaşansa da, ne kadar yaşanılsa da ve ne kadar yaşanıldıðı düşünülse de…
Bitmeyen bir şarkıdır dillerde…
* * *
Aşk, idam edildi bugün…
Ve ruhunu teslim edeli çokça zaman oldu…
Ne son dileði soruldu ne de son kez nefes almasına izin verildi…
Kefene dahi sarılmadan çırılçıplak topraða gömüldü…
Ve aşk, ebediyete uðurlanarak ayrı düşmüştü gönüllerden…
Her ölüm, aslında bir kurtuluştu…
Fakat bu ayrılık, sadece bir son ve yok oluştu…
Ve bu ayrılık, tek bir cümle ile teselli bulacak kadar basit deðildi…
Tüm umutlar, geceyi üzerine giymişken…
Ve Güneş, bir daha doðmamak üzere çekip gitmişse…
Bu, ne ölmektir; ne de yaşamaktır…
Bu, sadece bir belirsizliðin koynunda bilinmeze doðru yol almaktır, yol…
* * *
Kafamın içinde öyle sesler var ki…
Bir yanım yaşamak, bir yanım ölüm diyerekten…
Zıtlıklar ile savaşıp duruyor adeta…
* * *
Kafamın içindeki sesler, bazen ölü bir canlıyı simgeler ve bazen de canlı bir ölüyü işaret eder…
Böyle paradoksal bir durumda, hayat ya kaldıðı yerden devam edip yeniden başlar; ya da hiç var olmamış gibi tek bir kalemde kendisini imha eder bir duruma gelir…
Ve hayat, bu döngünün içinde cennet ve cehennemin kapılarını ardına kadar açmış bir vaziyette bekler durur hep…
Ya cennettesinizdir ya da cehennemin en derinlerinde…
Bulunduðunuz mekânı ya tanıyorsunuzdur; ya da o yeri hiç görmemiş gibi bulunduðunuz yere bir yabancısınızdır…
Yabancısı olduðunuz bir cennette yaşamaktansa, tanımış olduðunuz bir cehennemi yaşayarak…
Bu cehennemi bu cennete tercih etmek daha doðru bir karar olsa gerek…
Çünkü böylesi bir durum, daha realist bir yaklaşımın en büyük göstergesi olacaktır…
* * *
Kafamın içinden öyle sesler geliyor ki…
Bazen duygu akıyor…
Ve bazen de mantık…
Ve hep, mantıksal düşünmelerim duygusal düşüncelerime aðır basarak…
Hayat, durmaksızın yoluna devam ediyor en olaðan şekilde…
Olması gerektiði gibi…

 

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları