İSLAMDA HİCRET VE HİCRETİN ÖNEMİNİ ANLAYALIM

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1014 kez görüntülenmiştir.
MUSTAFA KORKMAZ

İnsanlıða gönderilen son rahmet elçisi Hz Muhammed (s.a.v.) tevhit inancını insanlara teblið etmeye başlayınca deðişime kapalı, asabiyet duygusuyla dolu zorba cahiliye zihniyeti, sevgi ve rahmet kaynaðı Hz. peygamberi kabul etmek bir yana O’na ve O’na inanmış bir avuç Müslüman’a  akla hayale gelmeyen eziyet,zülüm, işkence ve kötü muamelede bulundular, öz vatanları olan Mekke’de yaşamayı onlara çok gördüler.

İnançlarını her şeyden üstün tutan maðdur ve mazlum Müslümanlar için Mekke’de hayat çekilmez hale geldiði zaman ana yurdu Mekke’yi terk edip Medine-i Münevvere’ye göç etmek zorunda kalmışlardır. İşte İslam Tarihinde bu olaya Hicret denilmiştir.

 

Hicret bir kaçış, terk ediş deðildir. Mekke’de filizlenen iman tohumlarının yeşereceði ve imanlı yüreklerin inançlarını daha iyi yaşayacaðı toprakları arama gayretidir. Onlar biliyorlardı ki Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktı.[1] Biliyorlardı ki karanlık günler bir gün sona erecek aydınlık sabahlar inananları yani Hazreti Muhammed’i ve sahabelerini(yol arkadaşlarını) bekleyecekti.

Hicret, küfre ve onun azgın temsilcilerine karşı imanın asla boyun eðmeyeceði inancının, bir kapı kapanırsa binlerce kapının açılacaðı ümidinin gönüllerde yaşanmasıdır. Hicret, Allah ve Resulüne sadakatin, Allah yolunda fedakârlık yapabilmenin, Allah için dünyalıklardan vazgeçebilmenin, din uðrunda her türlü zorluðu göðüslemenin en önemli ifadesidir. Hicret, kalplerde kökleşmiş imanın hiçbir güç tarafından engellenemeyeceðinin nişanesidir. Hicret anadan, babadan, yardan, diyardan maldan mülkten inançları uðruna ayrılabilmenin sevdası ve göstergesidir. Hicret, umudu kaybetmemenin ve umutsuzlara umut olabilmenin adıdır.

Onlar vatan hasretini ve gurbetin acısını yüreklerine gömüp yollara düştüler. Hz Peygamber Mekke’den ayrılırken son kez Mekke’ye dönüp baktı: “Ey Mekke dedi. Bütün dünyada en çok sevdiðim yer senin topraklarındır, fakat senin evlatların beni senin duvarların arasında huzur içinde bırakmıyorlar.”[2]H.Şerif

 

 Kendi hemşerilerinin deðer vermediði Hz. Peygamberimize ve Mekkeli muhacirlere Yesripliler (medine’liler) kucak açtı. Evini, barkını, malını, mülkünü her şeyini paylaştılar Ensar’ın yurdu Yesrip, Hz Muhammed (S.A.S) nurlandıktan sonra kıyamete kadar Medine-i Münevvere olarak anılacaktı. Ensar, dünyada emsali görülmemiş bir kardeşlik destanı yazarak hicret eden Muhacirleri baðrına bastı.  Kendileri muhtaç olmalarına raðmen kardeşlerini kendilerine tercih etmişlerdi. Allah hicret eden muhacirler ve onlara yardım eden Ensar’dan öyle razı olmuş ki; onların bu destanını Kur’an’da şöyle zikrederek evrenselleştirmiştir.

 

“İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için baðışlanma ve bol rızık vardır.”[3]Ayeti Kerime

 

         Hz.    Peygamber Efendimiz(S.A.S.) “Gerçek muhacir, Allah’ın yasaklarından kaçan, kötülükleri terk eden kimsedir”[4] buyurmak suretiyle Hicret’in doðumdan ölüme kadar tüm Müslümanların vazifesi olduðunu ifade etmiştir. Öyle ki günahlardan sevaplara, kin ve düşmanlıklardan, sevgi ve muhabbete,  küfürden imana, kötülüklerden iyiliklere, zulümden adalete, çirkinliklerden güzelliklere yönelmek biz müminler için en büyük hicrettir.

Gelin hep birlikte Hz Peygamberin hicretlerinin seneyi devriyesini idrak ettiðimiz bu günlerde,Milletimizin terör nedeniyle tedirgin olduðu ,ana kuzularının şehit olması nedeniyle ana yüreklerinin yandıðı,baba ocaklarına ise ateş düştüðü ve aynı zamanda özellikle komşumuz Suruye ve İslam ülkelerini fitnelerden dolayı ateş çemberine döndüðü(Cehenneme çevrildiði) malumlarınızdır.Cenab-ı Allah’ımız Hicretin l434.cü yılı ve Muharrem aynı hürmetine Milletimizin ve İslam aleminin biran önce huzura kavuşmasını nasip eylesin.Konumuza son verirken şu kelimeleri hatırlatmak istiyorum.  Her şeyin madde ile ölçüldüðü, fedakârlık ve kardeşliðin unutulduðu günümüzde; şeytanın süslü gösterdiði günahlardan kaçınıp Allah’a yönelelim, nefsimizin kulu kölesi deðil, Allah’a kul olmanın doyumsuz zevkini yaşayalım, yalancı dünyanın geçici meşgalelerini bir kenara koyalım, İbadetlere koşalım. Bizi ibadetlerden alıkoyan yüreðimizdeki tüm prangaları kıralım, sevgi ve saygının hâkim olduðu gönül dünyamızın Medine’sini inşa edelim.Yüce Mevlamız yar ve yardımcımız olsun.Hicri yılımız Kutlu ve Mutlu olsun.

MUSTAFA KORKMAZ
   EMEKLİ MÜFTÜLÜK ŞEFİ

 

 

 

 

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları