GAZZE SEMALARINDA BİR ATEŞ

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1069 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Karanlıktı her yer, gündüz semalarda gezinmesine raðmen… fakat… bir şeyler ters gidiyor olmalıydı… ve bu durum… aykırılıkların belirtilerinden sadece biriydi… güneş batıdan doðuyordu… ama doðmuyordu da… çünkü doðan güneş etrafı aydınlatmaya yetecek ışık saçamıyordu… ya da bu doðan şey, güneş deðil miydi Gazze semalarında beliren?

Bu karanlıðı birileri –İsrail- görmüş olacaktı ki… bu semaya bir ışık gerek dedi… ve durmaksızın ateşledi Gazze semalarını… aydınlanmıştı her yer… ışık belirivermişti semanın en ücra köşelerinde… ve o ışık semada kalmakla yetinmedi… düştü hızlıca yer yüzüne… girmeye başladı tenlerin içine… kan diye dolaştı günahsız bedenlerin atan damarlarında… gözler birden açılıverdi… derin acılar kuşattı bedenleri… bu dehşeti gören her göz… gözlerden kalbe akan her bir damla yaş ile yumuşattı hisleri… toprak ve bir damla sudan yaratılan insanın çatlamaya başladı her bir yeri… renk katmıştı şehrin her bölgesine İsrail askerleri… kan kırmızıydı şimdi her yer… boyanmıştı insanın elleri… yüzleri… ve gözleri… sükunet işitiyordu yerden semalara yükselen çıðlık dolu sesleri…

Ne küçük kaldı… ne de büyük… ne coçuk kaldı… ne genç… ne de yaşlı… kurşunun olmayan adresi vurup da yaraladı… kırıp da kanattı biçare gönülleri… ne bir dur diyen oldu… ne de durduran… durmadı İsrail askerleri… vurdu geçti savunmasız bedenleri… her türlü kötülüðün esareti altında bırakarak insanları… zulmü kuşanıp da çıktı meydanlara zalimin erleri… yaşatmak yerine öldürüp durdu hep… oysa ki bilmezlerdi ki, asıl öldürdükleri kendi benlikleri idi…

Bu dünyanın adaleti bu yönde ilerliyordu hep… güçlü her daim güçsüzü yeniyor… ve kaybeden hep zayıflar oluyordu… oysaki bilmezler ki, zulme başvurdukları için… asıl aciz olan onlardır… ve bu dünya, her insanı barındaracak derecede büyüktü… fakat insanların küçük olan kalplerinde, birlikte… mutlu bir şekilde yaşamaya hiç ama hiç yer yoktu… çünkü…

‘‘İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.’’ hadis-i şerifinde belirtilen durum yaşanıyordu insanoðlu var olduðundan bu yana… ve uyanmak bilmiyordu bir türlü… bir çıkar peşine takılıp giden insan topluluðu en büyük zulümleri hep kendine ediyordu fani olan şu dünyada… uyandırılmıyordu da… derin bir gafletin içinden çıkacak gücü kendinde bulamıyordu… ve var olmak uðruna hep ama hep yok ediyordu… ve asıl olarak var olmanın yok etmek olmadıðını bilmiyorlardı da…

Koca bir dünyayı dolduran insan alemi uyuyordu anlaşılan… uyuyordu ki, kimse bu zulme ses çıkarmıyordu… oysaki, bu sessizlik de yapılan bu zulümlere bir katkıydı… zımni bir şekilde… dolaylı da olsa bu yapılanları onaylamaktı…

Düşündüklerimiz hep aynı şeyleri söyler… Daha az yoksulluk, refah, huzur, mutluluk, adalet, eşitlik, barış, vs… Lakin yaptıklarımız düşüncelerimizle çeliştiðimizin en büyük kanıtıdır… Sonuç; daha fazla yoksullk, daha fazla açlık, daha fazla gözyaşı, mutsuzluk, adaletsizlik, eşitsizlik, savaş, vs… Bizler insan olarak, nasıl görmek istediysek yaşananlara öyle baktık her zaman… Bundan dolayıdır ki, fıtrat-ı insaniye gereði mutat görünen sonuçlara ulaşıp görmek istediðimiz çıkıp durdu karşımıza … ve gördüklerimizle adaletsizliði inşa ettiðimiz bir dünya yarattık düşüncelerimizde… bunun bir parçası olarak adaletinden her daim sual olunan bir hayat yaşadık dünden bugüne…

Oysaki adaletinden sual olunmayan Allah, indirmiş olduðu Kur’an-ı Kerim’de İbrahim Suresi’nin 42. ayetinde şöyle der: ‘‘Ve Allah’ı, zalimlerin yaptıðı şeylerden gafil sanma. Sadece onları, gözlerin dehşetten açılacaðı güne tehir eder.’’

Kıyamet içimizde kopacak kadar yakınken… duymalı Gazze semalarında yankılanan çıðlıkları… paylaşmalı yaşanan her acıyı… insanlıðı diri tutmalı… ve var olmak için yaşamalı… yaşatmalı… uyanmalı ölmeyi beklemeden… ve tüm bu olanlara insan olarak dur de(n)meli…

* * *

Geçmişten bu yana, ruhtan ayrı olarak dermeyan edilmeyen bir naðmedir koca bir ömrün her anına sıðdırmaya çalıştıðımız… Yer ile gök arasında, illetten mücerret bir şekilde arayıp da bulamadıðımız bir hayattır yaşamaya çalıştıðımız…

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları