ÇANAKKALE SAVAŞI VE ŞEHİTLER GÜNÜ

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1245 kez görüntülenmiştir.
MUSTAFA KORKMAZ

         Milletlerin ve akraba topluluklarının   dünyada huzur, saadet ve güven içinde yaşayabilmeleri için, mutlaka bir vatana ihtiyacı vardır. Vatan; uðrunda şehitlerin kanlarını akıttıkları toprak parçasıdır.

   

      Mal, can ve namus güvenliði içinde, emin olarak, hür ve huzurlu bir şekilde yaşadıðımız bu vatan için geçmişte nice savaşlar yapılmış ve yüz binlerce şehit verilmiştir. Yakın tarihimizdeki Çanakkale savaşı dünyada eşine az rastlanan, Türk milletinin destanlaşan büyük bir zaferidir. Bu yıl 250 bin kınalı kuzunun şehit verilmesi ile yazılan Çanakkale destanının 98.yıldönümüdür. Bu asil mücadele iman dolu kalplerin ve göðüslerin kahramanca direnişidir.

    

     Nasıl ki Hz.Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve sahabeler, müşriklere karşı bedirde ilk savaşlarını kazanıp var olma mücadelesini ebediyen kazandılar, Çanakkale’de de yere düşen bu millet, son bir hamle ile ayaða kalkarak islamın son karakolu olan vatanın, ilelebet payidar kalmasını saðlamışlardır.

 

     Çanakkale savaşı sırasında kahraman ordumuzun, manevi gücüyle ayakta kaldıðını gören Atatürk, askerlerimizin kararlılıklarını şöyle belirtmiştir;

     “ Öleni görüyorlar, üç dakikaya kadar öleceðini biliyor, en ufak bir fütur (yılgınlık) bile göstermiyor. Sarsılmak yok! Okuma bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki; Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur”.

 

     Şehitlik, bir Müslüman için dünya hayatında elde edilebilecek, en şerefli, en saygı deðer bir mertebedir.

     Zira yüce Allah “ Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Bilakis onlar diridirler. Fakat siz farkında deðilsiniz ” buyurmaktadır.

Allah-ü Teâlâ’nın bu müjdesi karşısında sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sav) de; “ Nefsim kudret elinde olan Allaha yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra diriltilip yine öldürülmeyi, sonra diriltilip yine öldürülmeyi ne kadar çok isterim”  buyurmuşlardır.

         

      Şehit veya gazi olmayı manevi bir rütbe saymayan, uðrunda canlarını seve seve feda edebileceði deðerleri olmayan ve milli gururu bulunmayan toplumlar, millet olamazlar.

      Onun içindir ki, milletimizin bekası şehitlik ve gazilik ruhu kazanmış bir kalbe sahip olan nesiller yetiştirmekle mümkündür. Çünkü şerefli bir hayat, gerektiðinde vatan, millet ve mukaddesat uðrunda ölebilme fedakârlıðına baðlıdır.

 

     Bu vesile ile bütün şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ederek, Çanakkale\'de göðsünü düşmana siper eden Mehmetçiðin destanını yazan milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un dizeleriyle yazıma son veriyorum:

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,     Bir hilâl uðruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!    Ey, bu topraklar için topraða düşmüş asker! Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı deðer.              

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...  Bedr\'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Yüce Mevlaya Emanet Olunuz.

 

                                                                                           MUSTAFA KORKMAZ

                                                                                     EMEKLİ MÜFTÜLÜK ŞEFİ

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları