ZEKÂT VE YARDIMLAŞMA

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 823 kez görüntülenmiştir.
MUSTAFA KORKMAZ

 

     Varlık âlemine dikkat ve ibretle bakıldıðında, Yüce Allah’ın zerreden kürreye bütün canlıları, birbirine muhtaç olacak şekilde yarattıðı görülür. Bunun için dinimiz,  yardımlaşmayı, maddi ve manevi hayatımızı kapsayacak şekilde ele almış, insanlar arasındaki sınıf ayırımını ortadan kaldırarak,  işbirliðini güçlendirmek ve sosyal adaleti gerçekleştirmek üzere, zengin Müslümanlara zekât yükümlülüðü getirmiştir.

 

        Zekât, mâlî bir ibadet olmanın yanında, “arınma, artma, bereketlenme, yücelme ve huzur bulma”1 gibi, insânî ve ahlâkî hedefleri bulunan bir ibadettir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de; “Namazı dosdoðru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.”2 buyurarak bu hususa işaret etmektedir.

  

     Zekât, sosyal hayatımız için son derece önemlidir. Zekâtın işlerlik kazanmadıðı bir toplumda,  sosyal huzur, birlik ve beraberlik kalmaz. Fakir ve zengin arasında,   dayanışma ve yardımlaşma ortadan kalkar; sevgi ve saygı duyguları yok olur. Bu nedenle, zekât vermekten kaçmanın, vermemek için bahaneler uydurmanın aðır manevi sorumlulukları vardır.

      

  

       Zekâtın, “zenginlerin mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak”3 olması ve Hz. Peygamberin,  “mü’minleri hırs ve cimrilik konusunda uyararak, önceki toplulukların bu yüzden helâk olduklarını”4 haber vermesi, Müslümanlarda,  kesintisiz hayır işleme ve dayanışma anlayışını geliştirmiştir.

     İslâm dini, bir yandan yoksulları ve düşkünleri koruyup gözetmeyi öðütlerken, diðer yandan Müslümanların, yardım edilen deðil, yardım eden kişi olmalarını, “Veren el alan elden üstündür.”5 prensibiyle, çalışıp kazanmaya teşvik etmiştir.

 

        Bilmeliyiz ki zekât, geçici olan malı, kalıcı yapmanın en güzel yoludur. Allah rızasına uygun harcanan mal, zayi olmayacak; yalnız bu dünyada kalmayıp ebedileşecektir. Zekât ibadeti, insanlar arasında sevgi, kardeşlik ve samimiyet baðlarının güçlenmesine, nimetlerin adil paylaşımına, sosyal adalet ve dayanışmaya vesile olacaktır. Zekât, cimrilik ve kıskançlık hislerinin yok olup, cömertlik, hayırseverlik, merhamet gibi güzel huyların gelişmesine ve iyilik ehli insanların çoðalmasına yardımcı olacaktır.

   

     

     Yüce Allah’ın bizlere emanet olarak lütfettiði malın ve mülkün sorumluluðunu bilelim. Bizim için bir arınma ve yücelme vesilesi olduðu bilinciyle zekât ibadetini en güzel şekilde yerine getirelim. Yüce Rabbimizin rızasını gözeterek vereceðimiz zekâtın, fitrenin ve yapacaðımız diðer güzel amellerimizin sevaplarımızı çoðaltacaðının ve malımıza bereket, hayatımıza huzur getireceðinin bilincinde olalım. Zekât vermemenin de büyük bir vebal olduðunu unutmayalım.

     Konumu başta okuduðum hadisi şerifin mealiyle bitiriyorum: “Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekâtını verin... Rabbinizin cennetine girin.”6

 

 

                                                               MUSTAFA KORKMAZ

                                                              EMEKLİ MÜFTÜLÜK ŞEFİ

 

   

 

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları