Muharrem Ayi

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1009 kez görüntülenmiştir.
MUSTAFA KORKMAZ

İslâm tarihinde birçok önemli olayın cereyan ettiðine inanılan Muharrem ayına girmiş bulunuyoruz.

Muharrem ayı müslümanların takvim başlangıcı, hicri yılbaşıdır. Rasul-i Ekrem (sav) Efendimiz Mekke’de on üç yıl insanları Allah’a davet etti. Bu daveti kabul etmeyen müşrikler Hz. Peygamber ve müslümanlara büyük acılar çektirdiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber Müslümanların Medine’ye hicret etmelerini emretti. Kendisi de miladi 622 yılında, Hz. Ebubekir ile birlikte Medine’ye doðru yola çıktı. İslâm tarihinde bir dönüm noktası olan bu mukaddes yolculuk daha sonra Hz. Ömer zamanında takvim başlangıcı kabul edilmiş, 1 Muharrem hicri yılbaşı olarak ilan edilmiştir.

Muharrem ayının onuncu gününe “Âşüre günü” denilmektedir. Kimi rivayetlerde yer aldıðına göre Hz. Adem cennetten yeryüzüne bu günde indirilmiş, Hz. Nuh’un gemisi Cûdi daðına bu günde oturmuş, Hz. Mûsâ ve kavmi Firavun’un zulmünden bu günde kurtulmuştur.[1] Rasulullah (sav) Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar bu günde oruç tutmuş, bunu müslümanlara da öðütlemiştir. Peygamber Efendimiz, Ramazan orucu farz kılındıktan sonra da, “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan âşüre orucudur” buyurmuş ve bu orucun, Muharrem ayının dokuz-on veya on-onbirinci günlerinde tutulmasını tavsiye etmiştir.

 

Muharrem ayı, tarihte bazı büyük acılardan kurtuluş ayı olduðu gibi, bu ayda unutulmaz acılar da yaşanmıştır. Rasulullah (sav)’ın “Cennet gençlerinin efendileri diye nitelediði torunlarından Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edilmesi Muharrem ayının onuncu gününe rastlamaktadır.[5 Her müslümanı derinden yaralayan bu acı hadiseyi tasvip etmek elbette ki mümkün deðildir. Ancak bu acıyı Müslümanlar arasında husûmet sebebi yapmak, elbetteki öncelikle Hz. Hüseyin’in aziz ruhunu incitir. Her şeyden evvel Rasulullah’ı, onun Ehl-i beytini ve sahabîlerini severiz; onları ancak rahmetle yâd eder ve yüce Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’de öðrettiði şu duayı yaparız: “Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi baðışla, kalplerimizde müminlere karşı kin bırakma. Rabbimiz! Sen çok şefkatli, çok merhametlisin.”  Rasulullah (sav) da şöyle buyurur: “Sizi nimetleriyle donattıðı için Allah’ı seviniz. Beni Allah’ı sevdiðiniz için seviniz. Ehl-i beytimi de beni sevdiðiniz için seviniz.”  Bizlere düşen görev bu sevgi ile tarihten ders alarak benzer olayların bir daha tekerrür etmemesini ve müslümanların birbirleriyle kardeş olmalarını temin etmektir.

Konumuzu Peygamber Efendimizin Veda Hutbe’sinden birkaç cümleyle bitirmek istiyorum.

Ey İnsanlar! Kanınız, canınız, yaşa­ma hakkınız, malınız, namusunuz, haysiyet ve şerefiniz, Rabbinizle buluşacaðınız güne ka­dar saygıya ve korunmaya layıktır, doku­nulmazdır.

 Ey İnsanlar! Sözlerimi iyi dinleyin ve iyi belleyin, Müslüman Müslümanın kardeşidir. Din kardeşinize ait herhangi bir hakka tecavüz helal deðildir. Kimse haksızlık etmesin, hile yapmasın.

 

 

                                                                                                          MUSTAFA KORKMAZ

                                                                                                       EMEKLİ MÜFTÜLÜK ŞEFİ

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları