Koca Çinar ve Çitlik Kahvesi

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1882 kez görüntülenmiştir.
Halise TEKBAŞ

Bu yolculukta eðitimci şair yazar  Mehmet Demirel Babacanoðlu ve ben Mut’a hareket etmek için sabahın 8’nde otobüseteki yerimizi alıyoruz ve  Yazar Nihat Mustul’un davetlisi olarak yola koyuluyoruz.
Günler önce 37. Mut Kaysı Festivali’nde  ki program’a iki gün imza için bize yer vermişlerdi.  
Mersin’den geçerken kızım Pınar Merih’i aradım ama cevap alamadım.  Vakit erken olduðu için hala uyuyor dedim, kendi kendime. Silifkeye gelince, havanın serin oluşu ve doðanın canlılıðı gözümden kaçmadı. Mut’a yaklaşıyorduk.
Otobüsümüz  garaja girdi, indik valizimizi aldık festivalin yapıldıðı Koca Çınar’ın altına doðru yürümeye başladık. Çünkü yüzyıllık çınar salmasaçak alanı almıştı koynuna. Her tarafta Türkmen Yörük Türkmen Çadırları ve panayir havası. Yöre halkı alış veriş sıkma ayran ama en güzeli yanı Koca Çınar’ın altında barınan topluluk hareketliliðiydi.
 Baktım Koca Çınar’a şimdiye kadar kimleri barındırmış kimlere ev sahipliði yapmıştı. Dili olsa neler anlatmazdı ki, küçük bir fidandı zamanla büyüyerek  Koca Çınar olmuştu. Yaşlanmıştı artık, salma saçak dallarını uzatmış havuzun başında ki Karacaoðlan’ı ve güzel Elif’i korumuş ve tarihe ev sahipliðinin ardından; yapılan bunca festivallere tanık olmuştu.
Yazar Nihat Mustul, bizi görünce karşıladı ve daha önceden masalarımızı hazırlatmış bizi bekliyordu. Bizde kitaplarımızı masaya koyduk ve sonra belediye başkanı, kaymakam ziyaretimizi geldiler.
Koca Çınar’ın altındayız, çıtlık kahvesi içiyorum, hemde doya doya. Öyle güzel bir damak tadı bırakıyor ki, doyamıyorsun.
 Hemen yanıbaşımızda havuz ve Karacaoðlan heykeli elinde baðlaması çok sevdiði uðruna yanık türküler söylediði güzel Elif’i. 
Diðer bir tarafta yöreye özgü halk oyunları ve türküler çınlıyor alan.
  Yine Yörük Çadırları ve Türk mutfaðı görülmeye deðerdi. İkincikez yöre halkıyla birarada oluyordum.
Aylar öncesi Silifke festivali’nde de bulunmuştum. Ne keyifliydi böyle geziler.
Yazar Nihat Mustul arkadaşım kande allareyla önce bize çıtlık kahvesi ikram ediyor ve bizde büyük bir keyifle içiyoruz. Mükemmel bir tadı var. Hele ben çıtlık kahvesine bayılmıştım. Uzun yıllardır tadını unuttuðum çıtlık kahvesinin diðer bir adı menengiç kahvesi.
Rahmetli annem babamın getirdiði menengiçleri kavurur ve kıvamına gelene kadar bir güzel havanda döverdi. Tabi kocaman bir havan ve içinde macun şeklinde dövülen menengiç kahvesi yapılınca da babam bir güzel içerdi. Çıtlık kahvesini içerken, anımsadım çocukluðumdaki kahveyi.
 Nihat beyin tatlı ve güzel eşi Durşen hanım yanımıza geldi ve tanıştık.  İki gece bizi misafir ettiler.  Bu arada  kaysı festivali olduðu için bolca kaysı yemeyi de ihmal etmedim. Hele şekerparenin tadına doyamadım, organikti.
Dinlenerek uyanmıştım ve güne dinç ve enerji  depolayarak başlamıştım.
Kahvaltıdan sonra yine Koca Çınar’ın altındaki yerimeze geldik. Fotoðraf çekilmeyi de ihmal etmiyorum. Yeni yeni dostlarla tanışıyor ve sohbet ediyordum. Yöreye has müziði gün boyu çalıyordu.  İçimden oynamak geliyordu. Pek oynamayı beceremesem de...
Mut Kalesine çıktım birkaç fotoðraf çekildim anı olarak kalması için.
‘Yıllardır alışkanlık haline getirdiðim telefon görüşmelerimi de yapıyorum. Oðlumu ve kızlarımı hergün birkaç kez ararım. Oðlum Antalya’da küçük kızım Mersin’de ve ortancı kızım ise Adana’da. Torunlarımla da sıklıkla  konuşurum. Üç çocuðum deðil beş oldu...
Seviyorum özlüyorum hemde çoookkkkkk....’
Ben, Demirel Babacanoðlu ve yazar Nihat Mustul, kitaplarımızı imzalıyoruz.
Ben daha çok gelen misafirlerle beraber çıtlık kahvesi içiyorum.
Yerimiz sabit, Koca Çınar’ın altı, Karacaoðlan, güzel Elif’i, biraz ötede Mut Kalesi, muhteşem bir görünüm. Bazen tek başıma Mut’u geziyorum ve gördüðüm güzellikler, şirin ilçe beni cezbediyor, özlem duyuyorum.
Mut halkı ve köyde yaşayanlar, festivallere susuz kaldıðı için yoðun ilgi gösteriyorlar. Yine Koca Çınar, bu yüreði temiz saf insanları yıllarca baðrında gizlemiş.
Çukurova Üniversitesi’nde okuyan aslen Mut’lu olan Ceren Zorlu, kahve görevini devalarak bize çıtlık kahvesi hazırlıyor ve ikram ediyordu. Tarsus’tan Kelepir Kitap’ın sahibi Fahri Doðan ile tanıştım.
Yine Koca Çınar’ın altındayız, saðımda Kelepir kitap evi standı,  yanında dondurma satıcısı, onun yanında mısır satıcısı, üst tarafta birçok masa sandalye ve yaşlı amcalar oturmuş çay içiyorlar ve sohbet ediyorlardı.
Otuz’u aşkın Türk Bayraðı’nın altında oluşum Birinci Dünya savaşı ve Çanakkale savaşları geliyor aklıma ve gözlerim doluyor. Ülke uðruna yüzbinlerce genç şehit vermişiz. Onların sayesinde bu bayrak dalgalanıyor...
Hemen karşımda kıl çadırının üstündeki yazı yine dikkatimi çekiyor: ‘Bizsiz siz bir eksik, sizinle bir fazlayız’ yazıyordu’. Engelliler kıl çadırında sıkma, börek ve ayran ikramı yapıyorlardı. Bir çok kıl çadırları Koca Çınar’ın baðrında yerlerini almışlardı.
Yöre halk oyunları durmadan çalıyordu.
 Babacanoðlu ise elinde fotoðraf makinası çekim yapıyordu.
Gazeteciliðe soyunmuş, elinden fotoðraf makinası düşmüyordu.
Yöre insanları gönüllerince eðleniyorlardı. 
Yine Koca Çınar’ın altındayız çıtlık kahvesi içiyorum. Masamıza Mut Kaymakamı geliyor ve önceden çıtlık kahvesi sözü aldıðını, içmeye geldiðini söylüyor. Osman Yenidoðan da geliyor bir yanda çıtlık kahvesi içiyoruz diðer bir yanda sohbet ediyoruz. Çıtlık kahvesi ne kadar içtim sayısını bende unuttum.
Hava bozdu, rüzðar ve yaðmur karışınca çok üşümüştüm, Adana’nın sarısıcaðı karşısında.  İzin isteyerek kendime hırka alacaðımı söyledim, aldım ve hırkamı giydim üşümekten de kurtulmuştum. Birazcıkta olsa ısınmanın keyfini de çıkartıyordum.
Saatler ilerlemiş yemeðe gidiyoruz, Nihat Mustul, Demirel Babacanoðlu ve ben, akşam yemeðimizi belediye lokalinde yiyoruz. Tekrar alana dönüyoruz. Babacanoðlu ise bize sürekli şiir okuyor. İnanın ki bu kadar sıklıkla şiir dinlememiştim. Karacaoðlan Güzel Elif’i için yazdıðı yanık şiirlerinden bazılarını okudu.
 
“Karacaoðlan derki netsek
Bir fikrim var şu sılayı terketmek
Yıkıl git diyorsun, kolay mı gitmek
Getirdin beni bu ellere gel diye diye”
*****
İncecikten bir kar yaðar
Tozar Elif Elif deyi
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif deyi
 
Elif’in uðru nakışlı
Yavru balaban bakışlı
Yaya çiçeði kokuşlu
Kokar Elif Elif deyi
 
Evlerinin önü çardak
Elif’in elinde bardak
Sanki yeşil başlı ördek
Yüzer Elif Elif deyi
 
Elif kaşları çatar
Gamzesi sineme badar
Ak elleri kalem tutar
Yazar Elif Elif diye
 
Karacaoðlan eðmeleri
Gönül sevmez deðmeleri
İliklemiş düðmeleri
Çözer Elif Elif diye...
***
Babacanoðlu, kendinden ve Karacaoðlan’dan yorulmadan bıkmadan bize Koca Çınar’ın altında  şiir okudu..
Sergiye giderken mısır almayı ihmal etmedim ve yol boyunca yedik.
Zaten Mut halkı’nın elinden mısır düşmüyordu. Çoluk çocuk yaşlı hepsi mısır yiyorlardı.
Kaleye fotoðraf sergisine gidiyoruz, birbirinden güzel Ahmet Güler fotoðraf sergisi ve liseli gençlerin resim sergisini geziyoruz. Nihat Mustul, Hüseyin Yaşar ve ben sergiyi gezdik.
Dönüşümüz yine Koca Çınar’ın altındaki yerimiz oldu. Mut Belediye Başkanı Murat Olgun, tekrar ziyaretimize geldi.
 Havuz yanıbaşımızda ve diðer bir tarafta gençler güreşte yapıyorlardı.        Dereceye girenlere de ödülleri veriliyordu.
 Mut ve köyden gelen halk dikkatle izliyordu. Halkın yoðun ilgisi vardı. Nefesler tutulmuş gözden hiç bir hareketi kaçırmıyorlardı. Halk oyunları da takip etti.
Karacaoðlan ve Koca Çınar izlencelere şahit oluyordu. 
Kaysı yarışmasına ilk kez tanık oluyordum.
Kitaplarımızı imzalıyoruz.  Babacanoðlu, bu kez de bolu beyi türküsünü dilinden düşürmedi. Alanda ise Köroðlu türküleri çalınıyordu. 
Ey Koca Çınar bak ne şanslısın, hepsini kucaklayıp türkülerle şarkılarla bezemiş yürekleri hoplattırıyorsun.
Karacaoðlan ile ilgili panel sunumu ve konuşmacısı Mersin Üniversitesi’nden Döndü Can, sundu. Sevimli tatlı şirin bir bayandı. Konum itibarıyla ve araştırmalarında Karacaoðlan ile ilgili bilgilerinin arşivinde çokca olduðunu belirtti. Sinevizyon gösterimi ve anlatımı sürükleyiciydi.  Akıcı uslubu sıkmadan dinlememize neden oldu.
Akşam Nihat beylerde kaldık ve sabah kahvaltısından sonra kaysı bahçesine bizi götürdüler. Kızgın güneş tepemizdeydi. Bahçeye yaklaştıðımızda çeşit çeşit kelebekler beni hayran bıraktı. Çok çaba sarfetmeme raðmen bir kelebek fotoðrafı çekemedim.
(Yılandan çok korktuðumu söylemiştim. O gün hava çok sıcaktı. Yılanların sevdiði bir gündü. Nihat Bey, ‘yılan’ diye baðırdı. Çıðlık atarak kaçmaya çalıştım, korkudan kalbim duracaktı. Korktuðumu söyleyince, aklı sıra bana şaka yapıyordu Nihat bey...)
Kaysı bahçesinden kendimize kaysı topladık. Tekrar Koca Çınar’ın altındaki yerimize geldik.
Dönüş için biletlerimizi almış ve  vakit geçirmek için beklemeye başlamıştık.
Ben Adana yerine Mersin’de  kızım Pınar’a da kalacaktım. Babacanoðlu, direk Adana’ya gidiyordu.
Vedalaşmayı hiç sevmiyorum. Veda sonsuz bir ayrılık gibidir bana. Veda sanki bir daha görememektir. Veda herşeyin sonu  gibi geliyordu bana. Hemen ısınmıştım oracıkta ki insanlara ortama ve Koca Çınar’ın altında çıtlık kahvesi içmeye.
Nihat hocam’a ne kadar teşekkür etsem azdır. İstemeyerek de olsa eşyalarımızı ve kaysılarımızı alıp otogar’a gidiyoruz. Koca Çınar’la yanyana mesafe iki dakika. İçimden Koca Çınar’a teşekkür ettim.
Bizim de gitme vaktimiz yaklaşmış ve otobüslerdeki yerimizi almadan dostlarla vedalaşmıştık. Ayrılmak neden bu kadar acı veriyordu insana. Gideceðimiz yerlerde neler yaşanacak nelerle karşılaşılacak bilmiyor, ama geldiðimiz yerden hüzün dolu duygularla ayrılıyoruz. Heybelerimize, dostlukları, duyguları koyarak omuzumuza atıyor ve geldiðimiz güzergah’a dönüyoruz. Gidişler, yani dönüşler hüzünlendiriyor beni. Daha ayrılmadan özlüyorum tanıdıðım simaları.
Otobüsteki yerime oturuyor arkadaşım yazar Nihat Mustul ve Koca Çınar’a el sallıyorum.
Duygu dolu yüreðimle...

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları