İKTİSADİ HAYAT

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1548 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

İktisat en genel anlamıyla “kıt kaynakların en verimli şekilde kullanılıp sınırsız olan ihtiyaçların karşılanması” şeklinde tanımlanır. Bu durum sonucunda düşündünüz mü hiç sınırsız olan ihtiyaçlarımızın ne kadarı karşılanır diye?

* * *

Dünya adaletsiz bir sistemin temelleri üzerine kurulmuş ve gelişmiş (güçlü) olan ülkeler gelişmekte olan ya da az gelişmiş (zayıf) olan ülkeleri sömürmekte ve onlar üzerinden siyaset yapıp kendi çıkarları üzerine politikalar üretmektedirler. Günümüz dünyasında hükümetlerin görünürde temel amaçları daha iyi bir refah düzeyine sahip olup insanların daha adil bir yaşam stand-ardına sahip olması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Gelir daðılımında (eş)itlik ilkesi iktisadi olarak sürekli benim-sen-ir ama her nedense bu istenilen düzeye bir türlü ulaşılamaz. Yapılan yatırımlar yapılması gereken yönlerde yapılmayıp hiç umulmayan ve yapılmaması gereken alanlara yapılıp gelişimin önüne yeni bir set çekilir. Vergi yükleri her daim adaletsiz bir şekilde yoksul olan kesimin üzerine yüklenir ve bu yükleri asıl yüklenmesi gerekenlere kanunen vergiden kaçınma yolları açık bırakılır ve bu durumun önüne geçmek adına hiç bir adım atılmaz.

* * *

Sistemsizliklerin kol gezdiði dünyamız üzerinde bir kesim refah seviyesinin üzerinde hayatını sürdürürken, diðer bir kesim refah seviyesinin çok altında sefalet içinde yaşamını sür(dür)meye çalışmaktadır. Bu durum sonucu iktisadi hayatın içinde bulunduðu eşitsizlik her geçen gün bir adım daha öne çıkmakta ve eşit(siz)liði benimseyen devletler bu benim-sen-meyi fikri olarak hayata geçirirken gerçek manada ise bu konuda sınıfta kalmaktadırlar. Dışardan gözlendiðinde hayatından (u)mutlu görünenlerin içlerinin kan (b)aðladıðını bir çok kişi görmezden gelmekte ve dünya birey-selleşme konusunda çað atlamaktadır. Birey-sellik son(ucu) ise insanlarda (anl)aşılamayan bir bencillik duygusu boy göstermektedir. Birey-selliðin kitle-selliði geride bıraktıðı dünya ise yeni bir çıkmazın içine doðru sürüklenmekte ve insanlar kaynakların tüketiminde sorumsuz davranarak kıt olan kaynakları adeta silip süpürmektedirler. Dünya bile bu duruma aşırı tepkiler göstermekte ve dengesini an be an kaybetmektedir. Gözlerine perde inen insanoðlu bu aşırı tepkileri görmezden gelmekte ve bu durumun doðal sonuçlari karşısında sessizliðini koruduðu gibi yan(ı)lışları görmeme konusunda büyük bir çaba sarfetmektedir.

* * *

İnsanların (duy)arsızlaştıðı günümüz dünyasında duygusuzluk yeni bir boyut kazanmakta ve pişirilmemiş çið duygular insani olmayan çıkarlar doðrultusunda kullanılmaktadır. Hayata iktisadi açıdan baktıðımız anda mutluluklarımızın az-alma yönünde eðilim gösterdiðini ve buna kıyasla acılarımızın artma eðiliminde olduðunu saptayabiliriz. Bunun nedenini ise mutluluklarla acılar arasındaki ilişkinin ters orantılı olması yönünde açıklayabiliriz. Acıların artmasıyla birlikte artan yoksulluðun ise dogru orantılı bir ilişki içinde olduðunu kolay bir şekilde söyleyebiliriz. Bu durumun basit bir sonucu olarak da hayatın içine giren iktisat biliminin anlamını yitirdiðini gözler önüne serebilir ve insanların yüzlerindeki yansımalarin aslında çekmiş oldukları acıların yansımaları olduklarını belirtebiliriz.

Kıt olan kaynakların an be an tükendiði dünyamızın tüm insanlar tarafından daha da yaşanabilir hale gelmesi yine biz insanların elinde olduðu unutulmamalı ve bu doðrultuda sahip olunan kaynaklar doðru ve eşit bir şekilde kullanılmalıdır. İktisat bilimi bu sayede kaybetmiş olduðu anlamını tekrar (kaz)anmalıdır.

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları