BİR HAYALE TUTUNMAK

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1177 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Biliyor musun?

Ben hiç büyümedim ve hala sokaklarda oynayan, her koşuşunda yere düşüp dizlerini kanatan ve hiç bitmeyen şımarıklıkları olan küçük bir çocuðum.

Hayır! Bilmiyorsun.

Beni hiç umursamıyorsun bile.

Hadi kalk oturmuş olduðun yerden, dışarı çıkalım ve seninle birlikte oyunlar oynayalım.

Gelmiyor musun?

Kalk hadi.

Neden benimle konuşmuyorsun?

Bak, sana söz veriyorum. Çok konuşmayacaðım ve seni üzecek yaramazlıklar da yapmayacaðım.

* * *

Damarlarımda dolaşan her damla kanda o ilk günkü heyecanı yaşıyorum yine. Acılarımın içinde yalnız kalışım beni sana daha çok baðlıyor ve çektiðim her acı sonunda sana kavuşacak olmanın umudu ile sonu olmayan bir mutluluða dönüşüveriyor. Aşkının bilinmeyen parametrelerinde sonsuzluðun kapısını ardına kadar aralayıp karanlıðın derin boşluklarında kaybolmanın korkuları içinde bir nokta halindeki bir ışıkta bile seni arıyorum ve seni her bulduðumda aşkının zehrini kalbime damlatıyorum. Kalbimi aşkın ile zehirliyorum ve fani olan bu dünyanın ölmeyenleri arasında kendime kuytu bir köşede de olsa ufak bir yer ayırıyorum.

* * *

Neden bu kadar çok düşünüyorsun?

Düşüncelerini sarmalayan şeyin tam olarak ne olduðunu bilmemekle beraber seni kendi düşüncelerimin tam merkezine yerleştirdiðim gibi senin de düşüncelerinin merkezinde yer aldıðımı tahmin ediyorum.

Neden kaşlarını çattın?

Yanlış mı düşünüyorum? Oysaki farkında olmadan düşüncelerini okudum ve onları –sen istemesen de- kendime itiraf ettim. Bu durumdan senin kadar rahatsız olmadım hiç.

Hadi, sen de itiraf et kendine gerçek olan her şeyi. Bunda çekinilecek bir şey yok. Yanlış olan da tabii ki.

Ne dedin? Daha çok mu küçüðüz?

Küçük olan bedenlerimize karşın kocaman bir aklımız ve de yüreðimiz var.

Peki, bunları neden inkâr ediyorsun?

Gülümsüyor gibi görünüyor gözlerin fakat yüzünde ayni ifadenin yansımalarından herhangi bir belirti yok.

* * *

Sen(siz)lik olasılıðını artıran ve bitmek bilmeyen bekleyişlerimi anımsatan otobüs duraklarında hala seni beklemekteyim. Geçmek bilmeyen her saniyenin asırlaştıðı ve belirsizleşen bu an’lar içinde üzerinde yürümüş olduðum mayınların her patlayışında vücudumun her bir parçası bir başka köşede yer almakta ve kanımın her bir damlasını bir başka bölgede toprak emerek içine çekmekte ve ben her bölünüşümde uzaklarda bir yerlerde seninle tamamlanmaktayım.

* * *

Gülümsüyor musun sen?

Sanırım şimdi beni anlamaya başladın ya da işte şimdi kendini bulmaya başladın.

Ellerimi tutabilirsin ve yanımda yürüyebilirsin.

Gözlerini kaçırma benden ve tam olarak gözlerimin içine bak. Gözbebeklerimde kendini gör ve yüreðinde beni hisset.

Yapamıyor musun?

Hadi, bunu yapabilirsin. Bence o kadar da zor deðil.

Ellerin gibi sesin de titriyor ve kurduðun cümleler tam olarak çıkmıyor aðzından. Sürekli bir şeyleri geveleyip duruyorsun.

Uykuların mı kaçıyor ve sabahlar artık eskisi gibi olmuyor mu?

Sence bu nedir peki?

* * *

Sen, başımda beliren bir aðrı, içimde ortaya çıkan bir sancı ile acılarımın zirvesinde ellerimden tutup karmaşıklıklarımı sona erdiren tek çözüm kaynaðımsın.

Sen, ölüme meydan okuyup kendi içimde yalnızlaştıðım ve hayatta kalmama sebep olan tek dayanaðımsın.

* * *

Silinip gittin yine hafızamdan ve sen bunu hep yapıyorsun.

Sorduðum soruyu henüz cevaplamadın.

Oysaki ben bu sorunun cevabını biliyorum ama ben bu cevabı senden duymak istiyorum.

Söyle hadi.

Hani neredesin?

Nereye gittin yine?

Yoksa sen yine benimle oyun oynamak için bir yerlere mi saklandın?

Hadi ama çık artık saklanmış olduðun yerden.

Bak burada hala seni beklemekteyim.

Gel artık.

* * *

“Allah’ım, sen bu kulunu cehennem azabından koru ve onu cennetinden mahrum eyleme ve onun bu dünyada yapmış olduðu günahları affeyle ve islemiş olduðu sevapları kendi katında kabul eyle…”

“Âmin.”

* * *

Yıllar önce bugün, seni beyazlar içine sarıp kara topraklara emanet etmiştik. Beni terk edişinin bilmem kaçıncı yıldönümü. Sen beni terk ettin ama işte gördüðün gibi ben seni terk edemiyorum bile. Hayalinle de olsa seninle kalmaya çalışıyorum ve hayaline tutunuyorum, hayalinde tutuklu kalıyorum. Ve yıllar sonra bugün, her an olduðu gibi yine seni anıp hayalinde tutuklu kalacaðım.

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları