Hollandali mi, Nederlander mi?Türk mü, Türkiyeli mi ?

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1677 kez görüntülenmiştir.
İlhan KARAÇAY

Yaşamımın ilkbaharı olarak  24 yılımı Türkiye’de geçirdim. Tam 44 yıldır yaşadıðım Hollanda’da, bu ülkenin tabiyetine geçmiş olmama raðmen, kendimi hiçbir zaman Hollandalı olarak hissetmedim. Çok sevmiştim bu ülkeyi ve insanlarını.Bu ülkenin insanının sevinci ile sevinmiş, acılarını da paylaşmıştım. 1978 yılında Arjantin’de yapılan Dünya Futbol Şampiyonası’nda oradaydım. Bizim ‘Portakallar’ dediðimiz ‘Oranje’ final maçını kaybedince ben de göz yaşı dökmüştüm.

1970’li ve 80’li yılarda neler yazmıştım Hollanda ve Hollandalılar için.

‘Sen neymişsin be Hollanda’ diyerek övgüler yazmıştım. Lalelerini, yel deðirmenlerini, futbollarını ve de sarışınlarını çok övmüştüm Hollandalıla’rın. Hele hele insan hakları savunucuklarını göklere çıkarmıştım.

Ama ne olduysa 11 Eylül sendromundan sonra oldu.
ABD’nin de kışkırtmasıyla, tüm Hıristiyan alemi artık İslam düşmanı kesilmişti.
Hollanda’da Pim Fortuyn isimli bir adam bu fırsattan yararlanmayı başardı ve İslam aleyhindeki söylemleri ile politikada ön sıralara geçti.
Sonra bir talihsizlik yaşandı. Pim Fortuyn bir suikasta kurban gitti. Düşüncelerini ve politikasını sevmesem de, bu adamın öldürülüşüne çok üzülmüş ve hatta daha sonra yazdıðım bir yorumumda, Pim Fortuyn’ün yerde yatan cesedine bakıp ‘Fidan boylu bir adamdı’  diyerek üzüntumü dile getirmiştim.

Pim Fortuyn’un katili sarışın bir Hollandalı idi. Tesadüfen yakalandı. Tesadüfen yakalanmasaydı Hollanda alt üst olacaktı. Bu suikast kesinlikle Müslmanlar’a maledilecekti.

Ama ne mutlu ki Hollandalı katil tesadüfen yakalandı..

Pim Fortuyn’dan sonra O’nun yerini almak isteyenler çıktı. Uyum Bakanı Rita Verdonk ve Geerd Wilders bunlardan ilk ikisiydi.
Yapılan son genel seçimlerde Wilders’in yükselişi çok tehlikeli oldu. Wilders bizleri hâlâ hiç bir ayırım yapmadan sınır dışı etme planları ile yaşıyor.

Şimdi, tabiyetlerine geçmiş olmamıza raðmen, 6 parlamenter,  15 İl Genel Meclisi Üyesi, 250 Belediye Meclisi Üyesi, 15 bin girişimci esnaf, binlerce üst düzey yönetici ve binlerce politikaci yetiştirdiðimiz halde,Geert Wilders ve ona oy veren milyonlarca Hollandalı, bizleri hâlâ kendilerinden saymıyorlar.

O zaman biz de kendimizi Hollandalı olarak hissedemeyiz.
Olsak olsak, Hollandalı deðl, ‘Nederlander’ oluruz. Zira, sözünü ettiðimiz devletin adı, eskiden Endonezya ve Surinam da olmak üzere, Antil Adaları ile Avrupa’daki Hollanda topraklarından oluşan ‘Nederland Kraliyeti’dir.  Yani bir Antilli’ye Hollandalı denmez ‘Nederlander’ denir.

O halde biz de, onların bize baktıðı gözle hareket edelim ve kendimizi birer Hollandalı deðil, Nederlander olarak kabul edelim.

Şimdi gelelim Türkiye cephesine.
Türk müyüz, Türkiyeli miyiz?
Kendilerini Türk deðil, Türkiyeli olarak niteleyenlerin bazıları, bu söylemlerinin siyasi mi yoksa coðrafi mi olduðu üzerinde tartışma açarlar. Ama açıkça belli ki, bu bir siyasi söylemdir.

Kendilerini Türk deðil, baðlı oldukları etnik kökenin vatandaşı olduklarını saklamaya çalışanlar, hemen coðrafi tartışmayı başlatır.

Bakın ben açıkça yazıyorum. Ben Mersin’de doðmuş Arap kökenli bir Türk’üm. Köken möken de yok, ben bir Türk’üm. Kendimi hiç bir zaman Arap olarak hissetmedim. Yalnız ben deðil, Doðu Akdeniz’de doðmuş olanların tümü bu hislerle yaşarlar. Doðu Akdenizli Arap kökenliler Türk devletine hep sadık kalmışlardır. Hatay için yapılan referandum sırasında, Mersin, Tarsus ve Adanalar’dan zor şartlar altında Hatay’a gidip Türkiye lehinde oy kullanma meşekkatine katlanmışlardır. Ölüm tehditlerine raðmen…

Haaa, Arap kökenliler hiç mi horlanmamıştır?

Elbette horlanmışlardır.

Daha önce yazmıştım. Uzak geçmişe deðil, yakın geçmişe bakalım.

Şöyle yazmıştım geçen yıl:
“Tabii ki bireyler devleti temsil edemezler. Bireylerin yaptıkları yanlışlıklar devlete

maledilemez.
Ama alın size bir örnek:
30 yıl kadar once Mersin’de tatil yapıyordum. Elinizin artıðı bizim orada bir motel, plaj ve gazinomuz vardı. Gazinoda yemek yenirdi ve dans edilirdi. Bir Pazar matinesine Mersin Valisi ve Emniyet Müdürü eşleriyle gelmişlerdi. Deniz kenarında bir masada oturuyorduk. Program öncesi sahneye Nina adlı sevimli bir kız çıktı. Nina Mersin’in Hıristiyan eşrafından ünlü bir ailenin kızıydı. Nina bize şarkılar söyledi durdu. İtalyanca söyledi. İbranice söyledi ve hatta Yunanca söyledi. Ama Nina Arapça bir şarkıya başladıðı zaman, masamızda bulunan Emniyet Müdürü Reşat Akkaya ( Sonra Ordu’ya Vali oldu) arkada duran polislere emir verdi: “İndirin şu kızı sahneden, burası Arabistan mı?” diye baðrdı. O zaman ben müdahale ettim. “Ne oluyoruz yahu” dedim. “Kız İtalyanca söyledi, İbranice söyledi, Yunanca söyledi. Burası İtalya, İsrail ve Yunanistan olmadıðı gibi Arabistan da olmaz” diye ekledim. O zaman Vali de beni destekler mahiyette baş sallayınca Nina sahneden indirilmedi.
İşte, Tükiyemizde bireyler de olsa, bazı yöneticilerimizin yaklaşımı böyle. Böyle olunca da devlet baba ile evlatlarının arası açılıyor.”

İşte, buna raðmen Doðu Akdeniz’deki Arap kökenliler kendilerini hep Türk olarak hissettiler ve kabul ettiler. Alevi mezhebine mensup Arap kökenliler, dualarında Türkçe ve Arapça olarak “Allah Türk devletine, Kara Kuvvetlerine, Hava Kuvvetlerine ve Deniz Kuvvetlerine zeval vermesin” derler. Bu dua ile de kendilerinin Türk devletine ve Türklüðe ne kadar baðlı olduklarını kanıtlarlar.

“Ben Türkiyeliyim” diyenlere hiç bir eleştiri yapmıyorum. İnsan kendini ne ve nasıl hissederse öyle yaşamalı. Ama “Türk mü, Türkiyeli mi” tartışmasını polemik haline getirmemek lazım. Arap kökenlilerden de bazıları bu polemiðe girebilirler ve kendilerini Türkiyeli olarak tanımlayabilirler. Ama şu kesin ki, Döðu Akdeniz’deki Alevi Arap kökenliler kendilerini hep Türk olarak tanımlarlar.

Ben de sapına kadar Türk’üm. Zira, belki babam Arap olarak doðdu ama, ben Türk topraklarında doðdum ve Türk’üm.

Benim Hollanda’da doðan kızım ve oðlum kendilerini yarı Türk ve yarı Hollandalı olarak hissettiler ama futbol maçlarında bile hep Türkiye’den yana oldular. Ama torunlarım öyle deðil. Biri 11, diðeri de 10 yaşnda olan iki torunum “Biz Hollandalıyız” diyorlar. Maçlarda da Hollanda’yı tutuyorlar.

Ama ne yazık ki, ırkçı Wilders ve gibileri, benim torunlarımı Hollandalı olarak deðl, “Nederlander” olarak damgalıyorlar.

Bunlar gerçekler ve doðrular.
Gerisi laf ola beri gele…

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları