PARİS\ tanbul

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1251 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Çok uzun zaman oldu seni görmeyeli
Ve hala yoksun yanımda
Yanımda olmasan da
İsmin dökülüyor her an dudaklarımdan
Mesafeler aramıza giremedi işte
Her zaman olduðu gibi
Bir nefes kadar yakınım sana

* * *

Güneş kapadı gözlerini ve gece sessizliðe bürünüp Paris çoktan uykuya dalmıştı bile. Sen yataðına uzanmış, yıldızları seyrederken düşünceler sarmalar etrafını. Aniden bir yıldız kayar içinde kaybolmuş olduðun düşüncelerinde ve düşüncelerin tutulması gereken bir dileðin etrafında dolanır. Bir hüzne bürünür bedenin ve bir kırılganlık hissi doðar içinde. Gözyaşların ıslatıverir yanaklarını ve derin bir of çekersin içinden. Aniden şimşekler çakar. Gecenin sessizliði bozulur ve karanlıklar kısa bir süreliðine de olsa kaybolup gider. Gökyüzü döker gözyaşlarını ve Paris aðlar, sen aðlarsın.

* * *

Odamın küçük penceresinden koca bir dünya görünüyordu gözüme. Senden uzaklarda olmanın bende yarattıðı etki sonucunda ruhumda yaşamış olduðum hareketsizliðe karşı İstanbul Sokakları her zamanki hareketliliði ile görülmeye deðerdi yine. Bedenimin saðlam görünmesine karşın içim ölmüştü adeta. Sensizlik çöküşümü hızlandıran tek etkendi sanırım. Dayanmak çok zordu sensizliðe ve sensizlik içinde geçirilmesi gereken her saniyeye. Yalnızlıðımda sakladım seni ve hep yanımda taşıdım sevgini.

* * *

Güneş ışıkları pencerenden içeri sızıp yüzünün güzelliðine yansımıştı ve bu, dalmış olduðun uykudan uyanmanı hatırlatan bir işaretti. İvedi bir biçimde hazırlanıvermiştin ve dışarıya ilk adımını attıðında yüzünde Paris’in o keskin soðuðunu hissetmiştin. Mayıs ayının henüz başlarıydı fakat bu soðuk kıştan kalma bir günü anımsatıyordu. Tek fark ise bu soðuða güneşin eşlik edip onun etkisini minimum düzeye indirmesiydi. Champs-Élysées çaðırıyordu seni ve ayakların bu sese kulak kabartıp o yöne doðru hızla ilerliyordu. Bu caddenin kaldırımlarını her adımlayışında buruk bir sevinç kaplıyordu içini. Aðaçlar yeşil elbisesini giymiş selam duruyordu önünde ve Champs-Élysées o muhteşem manzarasıyla seni içine doðru çekiyordu.

* * *

Bahar tüm güzelliðiyle esareti altına almıştı İstanbul’u ve yaz sıcaklıðıyla gelişini müjdeliyordu adeta. Taksim Meydanı cıvıl cıvıldı yine. İnsanlarda bir koşturmaca hali, etrafta korna sesleri ve tabii ki bir de sensizliði yaşayan ben. Kalabalıklar içinde yalnızları oynuyordum yürümüş olduðum İstiklal Caddesi’nde. İstanbul’un o eşsiz tarihi içinde kaybolup gitmiştin sen de. Her zaman yaptıðım gibi hayalini takip ediyordum işte. İstanbul her şeyiyle seni barındırıyordu içinde.

* * *

Champs-Élysées, tüm romantizmiyle geride kalmıştı artık ve şimdi Seine Nehri’ne doðru ilerliyordun. Seine Nehri bugün bir başka akıyordu ve her akıntısında sana mesajlar gönderiyordu adeta. Karşı tarafta ise Eiffel Kulesi bu mesajları onaylarcasına başını sallıyordu. Beni nasıl sevdiðini anlatıyorlardı mırıldandıkları şarkılarda ve benim seni nasıl sevdiðimi de tabii ki. Bir sevgi yumaðı oluşuvermişti etrafında ve sen bu sevgi yumaðının açan tek gülü gibiydin. Âşıklar Şehri Paris diz çöküvermişti işte senin ayaklarının dibinde.

* * *

İstiklal Caddesi üzerinde ilerliyordum ve tutkularımın esiriydim artık. Hayalinle dalıp gittiðim anda tramvay sesleri çınlayıverdi kulaklarımda. Uçup gitmiştin işte birdenbire aklımdan. İşte o an ölüverdim sanki. Gözlerimde bir karartı oluşuverdi ve sen bir melek gibi kanatlanmış Galata Kulesi’nden gel işareti yapıyordun bana. Buna hayır diyemezdim işte ve ardından aşıverdim tüm engelleri, çıkıverdim Galata Kulesi’ne seni tüm güzelliðiyle içinde barındıran İstanbul’u yükseklerden seyredebilmek için. Ellerimden tutmuştun ve ayaklarım yerden kesilmişti artık. Haliç’e doðru ilerliyorduk. Boðaz Köprüsü Karadeniz ve Marmara Denizi’ni birbirine baðladıðı gibi bizi de baðlamıştı birbirimize. Köprünün bir ayaðında sen dururken diðer ayaðında ben duruyordum. İki yakada bekleyen iki âşıktık, her daim birbirine bakan Anadolu ve Rumeli Hisarları gibi. Boðaziçi hareketlenmişti birden ve martılar uçuşuyordu suyun üzerinden. Gemiler sesleniyordu önümüzden geçerken ve Kız Kulesi bizi aðırlamak için sabırsızlanıyordu. İstanbul her şeyiyle sahiplenmişti bizi ve biz bir bütünün en deðerli parçasıydık artık.

* * *

Mesafeler engel olamıyordu bize ve kilometreler kısalıp duruyordu önümüzde. İki farklı şehir, iki farklı dilde aynı şarkıları mırıldanıyordu. Eiffel ve Galata Kuleleri karşılıklı aynı yöne doðru bakıyordu artık. Boðaziçi ve Seine Nehri farklı yerlere akıp aynı yerde birleşiyordu bizimle. İki farklı şehirde aynı duyguları yaşıyorduk seninle. Paris\'tanbul\'umuzda el ele tutuşup mutluluðun resmini çivivermiştik işte gökyüzüne.

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları