SIR SENİN İÇİNDE

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1190 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Sonbahar her bir yeri esareti altına almıştı. Yerlerde uçuşup duruyordu sararan yapraklar, yaðmur çiselerken, o, nehrin kıyısındaki parkta bir başına düşüncelerinin arasında kaybolan bir benlikle yarı ıslanmış olan bankta oturuyordu. Hava soðuktu ve çisleleyen yaðmur bu soðukluðun az da olsa dinmesine herhangi bir etki etmemişti. Ceketinin altından gazete kaðıtlarına sarılmış olan bir şişe şarabı çıkardı ve şişeyi ellerinin titremesi arasında kafasına dikti. Gözleri yarı sarhoş bir hali andıran çehreye dış dünyanın her türlü halini ıslak ve bulanık bir pencerede bir film sahnesi gibi gösteriyordu. Coðrafyasında kaybolmaya yüz tuttuðu bu şehirde geçirdiði o acı dolu günler sahnelenmeye başladı bilinçaltında ve bir türlü ulaşamadıðı hayaller sıralandı durdu nemli gözlerinde. Her türlü kahrını çekmişti bu şehrin fakat bir türlü kendisini mutlu etmenin yolunu bulamamıştı. Düşüncelerinin tam kıyısındaydı, düşlerinden aşaðısına bakmaya cesareti yoktu ve hava cok soðuktu, (d)üşüyordu.
 
Her defasında içine saplanıp kalmış olduðu bu bataklıktan çıkmanın yollarını arıyordu fakat her defasında içinde kaybolmuş olduðu bu şehre küfürler savurup duygularının esiri oluyordu. Her türlü olumsuz düşüncenin peşine takılıp sahip olduðu sorunları türetmeye bıkmadan usanmadan devam ediyordu. Ta ki yerde bulmuş olduðu perşümen kaðıdında yazılanları okuyana kadar:
 
Sır senin içinde saklı
         Başka yerde arama boşuna
     Herkes birbirinden farklı
              Düşünceler yön verirken hayata
 
                                   Sırra sahip ol…
                                    Sır senin içinde…
 
Kaçma kendinden, saklama artık benliðini
Kaç kuytu köşe kaldı ki seni (s)aklayacak?
Yık duvarları, sıfırla aşılmaz engelleri
Kendini tanımla
Bırak gitsin sorunlar
Cevaplarda aralansın tüm kapılar
Evren korurken bedenini
Dinle sadece kalbinin sesini
Bir el ver, tut ellerimi uzaklardan
Evrene yayılan frekansımda buluşsun düşüncelerimiz
Enerjiyle dolup taşsın tüm bedenimiz…
 
O andan itibaren mantıðı devreye girdi ve kendisine gönderilmiş olan bu ipucu için Tanrı’ya şükretmeye başladı. Evren ile arasında düşünceleri aracılıðıyla bir bað oluşturdu. Enerjisine hükmetmeye ve sahip olduðu tüm gücüyle tasavvur etmeye başladı:
 
“Sıcak bir yaz günüydü. Sessizliðin kıyılarında, sakinliðin vermiş olduðu dinginlikle suyun nasıl da kusursuzca akıp gittiðini izliyordu tüm aðırlıðını üzerine vermiş olduðu toprak zeminde sırtını koca çınar aðacına dayayarak. Şehir kalabalıðının uzaðında, gürültüden yoksun, herhangi bir kirliliðin olmadıðı bir yerde doðayla başbaşa kalışının keyfini çıkarıyordu. Elinde boş bir kaðıt ve bir kalem ile mutlulugun resmini çizip sevincini kelimelere döküyordu. Kuş seslerinin oluşturmuş olduðu melodiye eşlik ediyor, rüzgar fısıltısının arasında kaybolup gidiyordu…”
 
Düşüncelerindeki deðişikliðin hayatına yön verişi arasındaki baðlantıyı kurduðu an yaşamanın kendisine altın bir tepside sunulmuş olan en büyük armaðan olduðunu anladı. Mutluluðun sırrını hiçbir ipucuya gerek kalmaksızın kendi içinde aramaya başladı. Ve evren ile düşüncelerinin buluştuðu noktada sürekli olarak arınmaya çalıştı.
 
Buldum kendimi
Kaçarken şehrin yanmış sokaklarından
Arınırken ruhum yan(ı)lışlardan
Kabul ettim tüm gerçekliði
Buldum benliðimi
Kurtulurken bedenim çırpınışlardan…
 
 
10.02.2010 01.40
MURAT TAŞ

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları