DÜŞÜ(NDÜ)RMECE

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1322 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Bir takibatın sonucunda beliren bir gülümseme ile başlamıştı hayat ve her evresinde dönüşü olmayan yollara sapılmıştı sessizce. Tepe taklak olan her devrinde canice fethedilmişti her bir bölgesi. Durmak bilmeyen göçler başlamıştı yaşam ile ölüm arasında. Canlı-cansız savaşımı mevzu bahis olmuş, tek çare ise vaatlerde gizli tutulan sebebi açıklanamayan intiharlar olmuştu. Mecburiyet dört bir yandan saldırmaya başlamış ve hiç kimseye kendini savunması için söz hakkı verilmemişti.
 
* * *
 
Dört duvar arasında yer eden karanlık köşesine çekildi. Cevapsız kalan bir çok sorunun anlamsızlıðını içinde barındıran bir kör düðüm içinde sessizliði dinledi. Sınır dışı edilmişti hukuk ve adalet gayrı nizami harp ile mücadelesine devam ediyordu. Adalet uðruna savaşmalı diye geçirdi aklından. Kalemine sarıldı ve tek silahını en etkili biçimde kullanmaya başladı. Hiç durmadan, nefes bile almadan yazmaya başladı.
 
 “Hasta ilan edilerek ameliyat masasına yatırılmıştı düşünceler ve düşüncelere atılan her bıçak darbesi bir intikamın göstergesi olmuştu. Soygun henüz başlamıştı. Oysa ki bu, sadece bir başlangıçtı. Amaç, sadece düşüncelere hükmetmek deðildi. Amaç, düşünceleri duygulardan arındırıp robot bir nesil türetmekti…”
 
Elinden hiç düşürmedi kalemini. O da biliyordu ki, elinden kalemini düşürdüðü an bir hançer saplanacaktı göðsünün tam orta yerine. Kana bulanacaktı tüm hayalleri, sızılar belirecekti gecenin karanlıðında gizlenmiş olan anılarında. Sahipsiz kalacaktı kurmuş olduðu düşler ve her düşüş yeni bir ölüm getirecekti her defasında…
 
“Her hadise bir inanç meselesiymiş gibi gösterilmişti. Aðızdan çıkan her söz birbirini takip eden başka bir yalanın işaretiydi. Kandırmaca bir hayatın içinde tüm hayallere hüküm giydirilmiş ve ortalıkta özgürlük söylemleri cirit atmıştı…”
 
Dokunulmazlıðı çoktan kalktı hayallerimin. Tetikçisi tarafından itiraf edilen gerçek dışı hikayelerin diyetini ödeme zamanı şimdi. Durma! Hadi çek silahını, bas tetiðe, al intikamını. Morgun soðukluðunda milyonlarca yıl önce bir daha uyanmamak üzere uykuya daldı düşlerim. Demir parmaklıklar ardina tahliye şansı olmaksızın atıldı ümitlerim. Gecelerimle yapmış olduðun pazarlık kurtarmaz seni, bir kurşun da kendine sakla ve son bir ceset daha ekle anılarına...
 
“Güç, artık anlamını yitirmiş ve yeni bir anlam kazanmıştı. Güç, bir başkasının başka hayatlar üzerine zar atması, dinleme kanallarıyla yanlış olanı doðru olarak saptaması, ordu ve güvenlik görevlilerini şiddet aracı olarak kullanması gibi yeni anlamlar kazanmıştı. Oysa ki, güç bu deðildi. Asıl güç düş(ünce)lerdeydi…”
 
Karanlık hücresinde kavuşacaðı aydınlık günlerin hayalini kurmaya başladı. Hiç itiraz etmeden yaşadıklarına, hürmet etti düşlerinde yaşattıklarına. Kapadı gözlerini ve tadına doyum olmayacak bir rüya görmeyi diledi:
 
“Açık bir biçimde şantaj edilmişti ve bu da yetmezmiş gibi tehditlere maruz kalmıştı. Yüzsüzlüðün bu kadarı da fazla diyerekten telefonu karşı tarafın suratına kapatmıştı. Sabah uyandıðında günün pek de aydınlık olmadıðını anlamıştı. Güneş tam doðmadan gözlerini adliyede açmıştı. Bir sandalyede oturtulmuş sorguya çekilmişti. İddia edilen her olay bedenine uygulanan bir işkence misali acı olarak yansımıştı. Mücadelesini sürdürmeye çalışmıştı ve direnci kırılınca avukatını istemek zorunda kalmıştı. Yorgunluk tüm bedenini esareti altına almışken gözleri kapanmış ansızın yere yıðılmıştı…”
 
Sarsıntılar içinde uyanarak görmüş olduðu rüyaya yol verdi. Emirler savurdu buz kesmiş duvarlara, intihara sürükledi içinde kaybolmuş olduðu karanlıðı. Kuralsızlıða oyanayıp tek kişilik çoðunluk katılımıyla çiðnemeye başladı yıkılmaz sanılan tüm kuralları. İdealleri uðruna savaşmaya başladı, içinde beslemiş olduðu sevgiyle birlikte kahramanlıðını ön plana çıkardı. Kararını verdi. Tek ihtiyacı her zaman yanında olan sevgiliydi. Tuttu ellerinden ve korkusuzca hayallerine doðru koşmaya başladı…
 
“Sakın korkma! Hiç kimse buraya geleceðimizi düşünmez…”
 
* * *
 
“Yorgun bir bedenin sızıntı haline gelen akışkan zihninde bir karalama durumunu yansıtan karakalem resmin solgun çizgilerisin... Siyah-beyaz her tonda beliren bir parıldama eseri, farkında olunamayan bu çizgilerin en derinlerisin...”
 
 

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları