KISA BİR ANIN UZUN BIR HİKAYESİ

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1130 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Deðeri kadar ederi, ederi kadar deðeri var mıdır şu dünyanın eðer içinde sen yoksan? Dünya dönedursun, zaman ardından koşadursun. Kader aðlarını örecek ve hayat defterimdeki beyaz sayfaları görünmeyen bir el durmaksızın doldurmaya devam edecektir. Belki, bir yandan seni yazacak, belki de bir yandan seni silecektir umarsızca. Fakat, o görünmeyen el, her ne kadar seni oradan silse de hayat defterimde senden arta kalan izler her daim belirecektir.
 
İzini sürmeye devam edecek bakışlarım, karanlıðın içinde gölgen her kaybolduðunda düşlerim süzülerek düşecek yanaklarından aşaðı. Islatacak kurumuş olan ben’liðini ve içinde, kuytu köşelerde bir yerlerde kucaklayacak seni özlemim. Kırılmaya devam edecek belki kalbim, kırılganlıðın sızladıðı noktada acı çekerken zevk duymaya başlayacak ve suskun olan gözlerinden konuşmaya çalışacak bir zamanlar sana ait dilimden dökülen sözcüklerim. Bana açmadıðın kolların sarmaya çalışacak teninde hissettiðin hasreti, ‘gitme’ dediðin anda uçup gitmeye başlayacak bir anda kurmuş olduðun bütün hayallerin. Sınama dönemine sıkıştırılmış olan hayat senden intikam alırcasına soðuk rüzgarlarını tenine batan diken misali üzerine yollayacak. 
 
Sınama dönemlerinde farklı bölgeleri yamalanan hayat, bir tuzaðın eşiðinde debelenerek can verdiðinde, içinde yaşatmış olduðu sen, uzaklardan bakıp bir el sallayacaksın üzerine (u)mutsuzca yansıyan ruhani ışıða. Her devrinde bir devrim, her devrimde bir evrim yaratarak geçirmiş olduðun an’lar gözden kaybolacak, hayatın en acı kısmı olan yaşam sana karşı ne kadar dirençli olduðunu bir gösteriye dönüştürüp sahneleyecek gözlerinin önünde. Başrollerini paylaşmış olduðun bu sahnenin ortasında yalnızlık kuşatacak etrafını, boş koltuklar önünde oynanacak olan bu oyuna sessizlik alkış tutacak, üzerine yansıyan ışıklar büyük bir uðultu içinde sönmeye başlayacak. Karanlıklar haykıracak yüzüne “Daha fazlasını gö(ste)rmeye gerek yok.” diye.
 
“Gitme!” diyeceksin bir zamanlar elinde tutmuş olduðun hayallerine, “Ne olur gitme!” diyeceksin evren ile bir bað kurup kendine çekmeye çalıştıðın düşlerine. “Artık gitme vakti!” diyecek düşlerin ve önünde uzanan uzun yolda ufka dogru yol almaya başlayacak. Üşümeye başlayacak ellerin yalnızlıðın kollarında, yüreðin yanmaya başlayacak sana anlamsız gelen terkedişlerin ardından, gözlerin pişmanlık gözyaşları dökmeye başlayarak ıslatacak yanaklarını. Bir kopukluk sarmaya başlayacak hislerini, umut ile umutsuzluk arasında gidip gelmeye başlayacak düşlerin. Hayatın devam ettiðini söyleyecek uzaklardan gelen bir ses, bir karşılık vermek gerek diye geçireceksin aklından. Gözlerini kapayıp kendini kelimelerin büyüsüne bırakacaksın ve dilinden dökülmeye başlayacak sihirli kelimeler:
 
“Bir\'leşen bir dünyanın bir\'leşmeyen tüm umutlarını hala içimde taşıyorum. Sensiz de olsa hala nefes alıp vererek yaşamaya devam ediyorum. ‘Git!’ diyorum şimdi sana, eðer bedenimde açmış olduðun yaralara merhem olmayacaksa artık bakışların. ‘Git!’ diyorum şimdi sana, eðer ki artık sevmeye cesareti yoksa yalnızlıðı göze alıp yaşamaya çalışan kalbinin…”
 
Bir kısır döngünün etrafında, içinde toz duman olan koca bir dünya belirecek ve bu toz bulutları arasına hasretim karışıp seni sonsuzluðun içinden alıp tekrardan bana getirecek. Bana gelen sen ile bir’leşen bir dünyanın bir’leşen tüm umutları içimde yeniden yeşerecek.
 

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları