AYAK İZLERİNİN ‘SON BASKI’SI

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1055 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

Yaşam felsefesinin bir kıyısında geziniyorken, bir düşün sessiz kıvılcımlarında can bulmaya başlamıştı hayat.

Küçük bir pencerenin gerisinden dışarıyı seyreyliyordu. Hava kapalıydı, gökyüzünün maviliði grimsi bir koyuluða bırakmıştı yerini. Çok zaman geçmeden penceresinin camını ıslatmaya başladı yaðmur damlacıkları. Bir süre izleyip durdu yaðmurun hırçınca yaðışını. Hafiften bir karanlık çöktü odasının içine. Işıkları açması gerektiðini düşündü ve anahtara dokundu. Fakat durum deðişmedi. Elektrikler kesilmişti. Bir mum yaktı. Daðınık olan masasının bir köşesine yerleştirdi yakmış olduðu mumu. Karanlıðın gölgesine sıðınıp duvarlara göz gezdirdi. Duvarda asılı duran bir tablo çarptı gözlerine. Gözlerini kapayıp üzerinde düşünmeye başladıðında bir hayalin içinde kaybolurken buldu kendisini.
Gözlerini açtıðında kuraklıðın içine gömülmüş, kum taneleri vücudunun her bir noktasına çoktan ulaşıvermişti. Doðruluverdi birden, üzerini silkelemeye başladı. Önünde kime ait olduðunu bilmediði ayak izleri uzayıp gidiyordu.  Yapayalnızdı. Bir çölün ortasında sıcaktan kavrulurken tenine dokundu rüzgâr, sildi geçti geride kalan ayak izlerini. Ortalık toz dumandı. Susuzluktan çatlamış olan dudaklarına inat vücudu terden sırılsıklamdı. Yorulmuştu. Onca iniş çıkıştan sonra dinlenmesi gerekti. Kum taneleri üzerine uzanıp izlemeye başladı geceyi. Sessizdi.
 Yaşam boyunca akıp giden bir nehirdi içinde beliren. Suya atılan taşın oluşturmuş olduðu yeni bir halkaydı düşlerinde meydana gelen.

Üzerine bir aðırlık çöktüðünü hissetti yenik düştüðü uykunun ardından gözlerini açtıðında. Sırtında anlamsız bir şekilde meydana gelen aðrıyla boðuşurken kum tanelerinin olmadıðını ve sert bir zeminde uyandıðını fark etti. Tuhaf bir andı. Zamanın hangi diliminde olmadıðını bilmese de, zaman su gibi akıp gidiyordu. Yürümeye devam ettiði sırada gördüklerine inanamadı. Önünde kime ait olduðunu bilmediði ayak izleri hala uzayıp gidiyordu. Yapayalnızdı. Ayak izleri boyunca ilerledi. Varmış olduðu nokta bir nehrin kıyısıydı. Büyük bir hayranlıkla etrafına bakındı. Önünde büyükçe bir camii ve bu camiinin ötesinde büyükçe bir park uzanıp gidiyordu. Yaðmur yerleri ıslatmış olduðu gibi onun teninde varlıðını hissettiriyordu. Nehrin kıyısında ayak izlerini takip ederek ilerlemeye devam etti. Derin bir nefes aldı ve gözleri nehrin karşı kıyısında yer alan ‘Saat Kulesine’ takıldı. Durmaksızın ilerledi ve nehrin bir ucunu diðer bir ucuna baðlayan ‘asma köprüye’ vardı. Ayak izleri onu bilmediði bir yerlere sürüklüyordu. Büyük bir heyecanla ilerledi yaðan yaðmura aldırış etmeden.

Hayat, önüne hangi fırsatların çıkacaðını bilmeden yola devam edip yaşam belirtileri sahneleyen bir tiyatrodur.

Sessizlik bozulmuş ve ayak izleri son bulmaya başlamıştı. Sesin olduðu yere doðru ilerledi. Nehrin kıyısında, asma köprünün hemen yanında yer alan mekânın basamaklarını tırmandı birer birer. Kapı açıldı ve gülümseyen bir yüz karşıladı kendisini. Daha önce kendisi için ayırtılmış olan yere oturdu ve sıcak bir bir’likteliðin içinde bir’leşmeyen tüm umutlarının bir’leşmeye başladıðını hissetti. Görmüş olduðu yüzlerin hepsini tanıyordu. Kadehler kaldırıldı geceye, şarkılar mırıldanıldı. Keman yayları üzerinde gezinen parmakların notalarında bütün ruhlar okşandı. Yazının kaldıðı yerde sözler uçuşup duruyordu.

Yalnız deðildi artık. Takip etmiş olduðu ayak izlerinin ‘Son Baskı’sının kendisine ait olduðunu anladı. Zamanın hangi diliminde yer aldıðını anımsayıp bulmuştu kendisini. Gecenin sonunda hep o söz vardı aklında:

“Söz uçar, yazı kalır.”

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları