Hollandali Gözüyle...

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1359 kez görüntülenmiştir.
İlhan KARAÇAY

                          Artık kafalarda dank etmeli

Avrupalı Türkler’in Türkiye’ye yararları yadsınamaz.(İnkar edilemez)

Eurovision şarkı yarışması sonuçları, bu gerçeðin en iyi delilidir.

MERSİN,- Eurovision Şarkı Yarışmaları sırasında hep Mersin’de olurum. Son beş yıldır, mart, nisan, mayıs ve haziran aylarını Mersin’de yaşıyorum. Daha sonra da eylül, ekim ve kasım ayları cabası oluyor.

Eurovision Şarkı Yarışması’na katılan Yüksek Sadakat Grubu’nun elemeleri aşamayacaðını önceden tahmin etmiştim. Tahminimde başarılı olduðum için mutlu olmadım.
Elemelerden sonra yapılan yayınlarda, ‘Bize oy vermeyecek ülkelerin yoðun olduðu bir gruptaydık’ şekindeki görüşlere aynen katılıyorum. Aslında, ülkelerden deðil, o ülkelerde bulunan Türkler’den söz etmek lazım.
Bu ülkeler Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, Avusturya ve biraz da İsviçre ve İngiltere aðırlıklıdır. Bu ülkeler, Türkler’den gelen SMS oyları sayesinde Türkiye’ye her zaman 12 veya 10 puan verdiler. Bu sayede de Türk yarışmacılar son yıllarda Eurovision’da hep başarılı oldular.

Artık kafalara dank etmelidir. Avrupa Türkleri’nin Türkiye’ye yaraları yadsılanmamalıdır.
Bu konuda daha önce de yazmıştım.
Daha önce yazdıklarımı sevgi ve saygılarımla sizlere sunuyorum:

Zafer, Sertab Erener’in deðil, Avrupa Türkleri’nin!!!

Sertab Erener’in Eurovizyon Şarkı Yarışması’nda birinciliði kazanması, yıllardır horlanan, dışlanan ve ilkel olmakla suçlanan Avrupa’daki Türkler’i, tam anlamıyla bir ‘Zafer sarhoşu’ yaptı.
Şüphesiz ki, dünyadaki tüm soydaşlarımız ve hatta Türkiye’ye sempati duyan Müslümanlar da bundan büyük bir haz aldılar.
En çok yurtdışındaki Türkler’in mutluluk duymasının nedeni, sadece ve sadece yıllardır horlanmış olmaktır.
Türk futbol takımlarının, Nihatlar’ın, Emreler’in başarılarından ve Azra’nın dünya güzeli seçilişinden sonra, “İşte bakın gördünüz mü, bizde neler varmış” gibisinden övünen Avrupa Türkleri, Sertab Erener’in Eurovizyon Şarkı Yarışması’nı kazandıktan sonra sokaklara dökülmediler ama, mutluluktan sabahlara kadar eðlendiler.
Türkiye’yi  hep geri kalmış bir ülke, insanlarını da ilkel olarak imgeleyenlere karşı, “Bakın bizde ne güzel ve modern insanlar, ne güzel müzik, ne güzel dans ve ne güzel kültür varmış” diye haklı bir hava atma fırsatı yakalayan Avrupa Türkleri çok mutlular.

Avrupa Türkleri bu mutluluðu Sertab’a deðil kendilerine borçlular.
Sertab Erener burada sadece bir araç olmuştur.

İddia ediyorum: Türkler’in desteði olmasaydı Sertab Erener birinciliði kazanamayacaktı.
Bu sözlerim ile Sertab’ı ve şarkısını küçümsemek istemiyorum.

Çok samimi söylüyorum:
Benim olduðu gibi, başkalarının görüşüne göre, Sertab’ın şarkısı melodi ve sov olarak en güzeli idi.

Benim asıl anlatmak istediðim, Avrupalı’ya güven duyulmaması gerektiðidir.

Hadi Semiha Yankı’nın ‘Seninle bir dakika’sı Avrupalı için kedi miyavlaması gibi olurdu ama, ya diðerleri?  Ajda Pekkan’ın ‘Petrol’una da puan vermedikleri için nasıl  kızmayalım?
Kaldı ki, o zaman petrolün aktüalitesi ve şarkının ritmi biraz daha fazla puan almasını gerektiyordu ama, Avrupalı yine ön yargılı davrandı ve puan vermedi.

Dikkat ederseniz, Halk Jürisi, yani telefonla katılım başlatıldıktan sonra, pek çok ülkeden yüksek puanlar almaya başladık.

Bu geçen yıl da öyle oldu.
Türkler’in yaşadıðı Hollanda, Almanya, Belçika, Fransa, Avusturya, İngiltere ve İskandinav ülkelerinden yüksek puanlar aldık. Geçen yıl da bu nedenle beklediðimizden çok puan aldık. Bu yıl buna bir de Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın verdiði puanlar eklenince Belçika ve Rusya’yı geride bırakabildik.

Yarışma sonrasında Türk medyasına baktıðımız zaman çok şaşırdık.
Başarının asıl kahramanları bir kenara itilerek, “Gördünüz mü, demekki Avrupalı bize karşı önyargılı davranmıyormuş. Güzel bir eser yaparsan Avrupalı bunu takdir ediyormuş. Demekki Haçlı ruhu iddiaları doðru deðilmiş” diye yazan dostlarımız vardı.

Deðerli meslektaşımız Derya Sazak Milliyet’teki köşesinde zevkle okuduðum bir yorum yazmış.  Sazak’ın yorumunu bir noktaya kadar destekliyorum.
İsterseniz Sazak’ın bu güzel yorumunu, hemfikir olmadıðım o noktaya kadar aynen okuyalım:

 


Sertab\'ın başarısı


     Çıktık açık alınla... Türkiye\'nin 28 yıllık Eurovision serüveni Sertab Erener\'in \'Everyway That I Can\' adlı şarkısı sayesinde nihayet mutlu sona ulaştı.
     Eurovision\'da birinci olduk!
     Sertab ve dansçıları, 1980\'lerin ABBA\'sını çaðrıştıran ses ve sahne başarılarıyla Eurovison Şarkı Yarışması\'nı kazanmakla kalmadılar, uykusuz gecelerde \'sıfır puan\' çekmekten yorgun düşen \'siyah beyaz\' televizyon kuşaðının makus talihini de yendiler.
     Eurovision denilince akla gelen ilk isimlerden biri Bülent Özveren\'dir.
     TRT\'de yapımcı - sunucu olarak 1975 yılında Eurovisyon yarışmalarını başlatan Özveren\'in, Sertap Erener birinci olunca \'bu günleri gösterdiði için Tanrı\'ya şükretmesi\' boşuna deðildi.
     28 yılda ne skandallar yaşandı, ne şöhretler harcandı Eurovision uðruna...
     Opera\'cı Çetin Alp\'ın \'müzikten anlamayan\' Avrupalılar yüzünden Türkiye\'ye dönüşte \'müziksever vatandaşlarımızın hücumuna uðramasını\' kim unutabilir. Eurovision\'da kaybetti diye \'dayak yedi\' sanatçımız.
     1975\'te daha ilk yarışmacı Semiha Yankı, Lahey\'de sahne aldıðı geceden itibaren Eurovison bir müzik etkinliði olmaktan çıktı, \'kazanmak ve kaybetmek\' üzerine kurulu ulusal gurur mücadelesine dönüştü.
     Türkler en güzel besteyle yarışmaya katılıyor ancak \'Denmark... Finland... Nederland\' gibi ülkeler nedense \'one point\'ten fazla vermiyorlardı!
     Sertab Erener 21 ülkeden 167 puan toplayarak \'Eurovision\'u kazanırken\' Avrupa\'da \'istenmeyen Türkler\'in kaderini de deðiştirdi.”

Derya Sazak’ın görüşünün aksine, bana göre burada kaderi deðişen Sertap’tır.
O, Avrupa Türkleri’nin deðil, Avrupa Türkleri O’nun kaderini deðiştirdi.
Derya Sazak dostumuzun yazdıklarına  genelde hiçbir itirazımız yok.
Ama bakın Sazak dostumuz bundan sonra ne yazmış:

”Bize bunu yapmayacaktın Sertap, yıllardır neden kaybettiðimizi sorgularken sıðındıðımız son kaleyi de yıktın! \'Türk\'ün Türkten başka dostu yoktur\' demeye kendimizi alıştırmaya başlamışken müzikte, sporda, sanatta başarıyı getiren faktörlere yeni baştan kafa yormaya başlayacaðız.steyince oluyormuş!”

 

Derya Sazak’tan özür dileyerek bir eksikliðini vurgulamak istiyorum: “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” inancı hala yaşıyor
Derya kardeş. yazdıklarının hepsi doðru. Ama o noktaya kadar. Yani Avrupalı’nın iyiye iyi puan verebileceði fikri yanlış. Bu puanlar Türkler’in GSM’lerle verdiði destekle elde edildi. Türkler bu desteði vermeselerdi, Sertab şimdi en iyi ihtimalle üçüncü idi.

Şimdi gelelim bizi Kenan Doðulu’nun temsil ettiði son yarışmaya.
Kenan dördüncü oldu.
Peki, Hollanda, Almanya, İngiltere, Fransa, Belçika ve Avusturya o yüksek puanları vermeseydi, kaçıncı olacaktı Kenan?

Ben söyleyeyim: 15’inci.

Bu ülkelerde yaşayan Türkler’in SMS oyları Kenan’ı yükseklere çıkardı.

Ülkelerde yaşayan azınlıkların bu konuda çok büyük bir güçleri var. Bunun en iyi ve iddialı örneðini bizzat Türkiye’de yaşadık. Yarışma sonrasında Türkiye’deki Türkler, kendilerini fazla ilgilendirmediði için telefonlara sarılmadılar. Ama Türkiye’de yaşayan Ermeni yurttaşlarımız, tıpkı Avrupa’da yaşayan Türkler gibi teleonlara sarıldılar ve Ermenistan temsicisi  Hayko’ya oy verdiler. SMS oylarını toplayan TRT de dürüst davranarak Ermenistan temsilcisine 12 puan verdi.

İşte bu da gösteriyor ki, ülkelerinin dışında yaşayanların fanatikçe verdikleri SMS oyları etkili oluyor.

İşin bir de milliyetçilik yönü var. Bir şarkı yarışmasını bile, aşırı milliyetçilik duguları ile abartan ve sanki savaş varmış gibi davrananlara söylemek lâazım:
Kardeşler, sonuçta bu bir yarışma, bir maçtır. Yenmek ve yenilmek çok önemli deðildir.

Yenemediðimiz zaman kahrolmak doðru deðil. ‘Bir gecelik eðlence’  deyip geçmek lâzım.

TRT’nin Hayko’ya verdiði 12 puanı da milliyetçilik duygularıyla protesto etmek doðru deðildir. Avrupa’daki Türkler’in verdikleri SMS oyları doðru ve iyi ise, Türkiye’de yaşayan Ermeni yurttaşlarımızın verdikleri SMS oyları da doðru ve iyi olmalıdır.

 

Bu böyle biline ve böyle yapıla !!!

Hülya Yılmaz isimli okurumuzun  o zamanki kısa mesajı:

“Sayın Karaçay,
Zaferin Avrupa Türklerin’e ait oldugu kesinlikle bir gerçek. Fakat ne TRT’den
ne Sertab’tan bir teşekkür bile duymadık. TRT haftalarca reklam yaptı.
Yurtdışındaki vatandaşların Sertab’ı desteklemesi için. Ondan sonra da bir
teşekkür bile etmedi. Neymiş efendim yapınca oluyormuş....
Birde bize deðil ama Yunanistan’a ve Kıbrıs’a TRT’den defalarca teşekkür ettiler. Emin olunki eðer berbat bir parça olsaydı bile Türkiye yinede kazanırdı. Ayrıca Türkçe
katılmaları gerekirdi. Yada Sertab’ın biraz ingilizce öðrenmesi gerekirdi. 
Şimdi bunları size neden yazıyorum. Hiç bir yerde söyleme firsatım olmadı da o
yüzden size bari söyleyeyim dedim.
Saygılar”

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları