SOSYAL KAPİTALİZM

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1319 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

İnsanlık varoluşunun başından bu yana hep özgürlüðünü aramakla meşgul bir hayat sürdürmüştür ve bu hayat devam ettiði sürece, insanoðlu bu özgürlüðü aramaya devam edecektir. Özgürlüðün sadece insanoðlu için geçerli bir kavram olduðunu söylemek yanlış olsa gerek. Özgürlük, bu hayatta varlıðını devam ettiren her canlı için var olan bir kavramdır. Özgürlüðün sınırları konmamakla birlikte sınır tanımadıðı da söylenir. Bu yüzdendir ki, çokça duyulan “sınırsız özgürlük kavramı” hep karşımıza çıkar. Peki, özgürlüðü sınırsız yapan veya özgürlüðü sınırlayan durum tam olarak nedir? Bu durumda karşımıza ilk etapta çıkacak olan var olan ekonomik sistemlerdir. Bu sistemlerin en çarpıcı olanları “sosyalizm” ve “kapitalizm” sistemleridir.
 
Sosyalizm denildiðinde akla ilk gelen bu sistemin toplumsal yanı ya da iktidarın ve üretim araçlarının tamamen halk tarafından denetim altına alındıðı toplum fikrine dayanan bir düşünce sistemidir. Sosyalizm özünde “sınıfsız bir toplum” yaratmayı amaçlar ve bu amaç nihayetinde devrim ya da toplumsal bir evrimle örgütlü bir emekçi sınıfın kurulmasıyla doðrudan bir ilişki içindedir. Özel mülkiyeti reddeder ve “proletarya” olarak bilinen “işçi sınıfı”na önem verir. Sermayenin paylaşımında toplumsal eşitliði temel alır. İnsanlara emeði ölçüsünde deðer verir ve toplum içinde çalışabilecek durumda olup da çalışmayanlara hiçbir şey vermez. Bu sayede toplum içinde “siyasal ve sosyal eşitlik” saðlanır. İnsanlar arasında oluşabilecek bir farklılıðı reddeder ve toplumda seçkin bir azınlıða hizmet etmektense, halk çoðunluðuna hizmet eden bir iktisat bilimiyle birlikte dayanışma içinde olan eşitlikçi bir toplumu savunur. Bu sonuçlarla bu sistem var olan düzende “birleştirici” bir rol üstlenmektedir.
 
Kapitalizm denildiðinde akla ilk gelen bu sistemin “zengini daha zengin, fakiri daha fakir” yapan bir sistem olduðudur. Bu baðlamda diyebiliriz ki kapitalizm, özel mülkiyetin üretim araçlarının büyük bir bölümüne sahip olduðu ve işlettiði; yatırım, daðılım, gelir, üretim, mal ve hizmet fiyatlarını “piyasa ekonomisi”nin belirlediði sosyal ve ekonomik bir sistemdir. Bu açıklamalardan da anlaşılacaðı üzere kapitalizm toplumda farklı sınıfların oluşmasını saðlamakta ve sistem paralelinde daha çok “burjuva” denilen bir sınıfa hitap edip toplumsal bir anlayışın aksine “bireyci bir anlayış” sergilemekte ve bu doðrultuda “özel mülkiyet” önem kazanmaktadır. Bu sistem dâhilinde işveren “maliyetleri en aza indirip maksimum kar elde etme”nin yollarını aramakta ve işçilere ödenen ücretler mümkün olduðunca “asgari seviye”lerde tutulmaya çalışılmaktadır. Bu sistem bu şekilde ilerlemeye devam etmekte ve sınıflar arasında meydana gelen “gelir uçurumu” hızla büyümektedir. Kapitalizmde sermaye belli bir grubun “tekel”inde yer almakta ve dünya nimetleri azınlık olarak yer alan bu grubun zevkleri doðrultusunda hiç de adil olmayan bir şekilde paylaşılmaktadır. Bu sonuçlarla bu sistem var olan düzende “bölücü” bir rol üstlenmektedir.
 
“Marksist teoride sosyalizm, kapitalizmin yerini alacak ve daha sonra sosyalist yapı kendiliðinden komünizme dönüşecek bir topluma işaret eder.”
 
Günümüz koşullarına göre düşünüldüðünde Marksist teoride yapılmış olan bu öngörünün gerçekleşme olasılıðının pek de olasılıklar dâhilinde olmadıðı görülmektedir. Kapitalist sistemin yok olması zor olmakla birlikte tam anlamıyla sosyalist sistemin bu sistem yerine geçebilmesi çok zor bir durumdur. Bu durumda şu soruları sormak gerek:
 
Kapitalizm mi? Sosyalizm mi?
 
Eðer ki, cevabımız kapitalizm ise; geçmişte yaşanan ciddi ekonomik krizler ve günümüz dünyasında gelinmiş olan nokta bu sistem ile her insanın daha adil bir yaşam biçimine sahip olamayacaðı çok açıktır.
 
Eðer ki, cevabımız sosyalizm ise; bu sistemin tek başına gerçek manada uygulanmasının zor olması sebebiyle yine arzu edilen yaşam biçimine ulaşılamayacaðı ve daha da kötüsü kapitalizm gibi bir sistemi yıkıp onun yerini alamayacaðı gerçeði ortadadır.
 
Kapitalizm sahip olduðu özellikler itibariyle eksi kutupta yer alırken, sosyalizm ise artı kutupta yer almaktadır. Aynı kutuplar birbirini iterken, farklı kutuplar birbirini çekmektedir. Yani bu durumda kapitalizm yıkılmayacaðına göre, bu sistemin yerini alacak olan yeni sistem, zıt kutupların birbirini çekmesi sonucu ortaya çıkması beklenen “sosyal kapitalizm sistemi” olacaktır. Peki, sosyal kapitalizmde sistem nasıl işleyecektir?
 
Bu sistemin işleyişinde yer alacak olan temel nokta vahşi kapitalizmden vazgeçilmesi ve bu sistemde Adam Smith’in dediði gibi piyasa sadece “görünmez el metaforu”na bırakılmamalı, Keynes’in söylediði gibi piyasaya gerektiðinde “devlet müdahalesi” yapılmalı, denge saðlanmalıdır. Sosyal devlet anlayışında olduðu gibi emek gücü ön plana çıkarılmalı ve iş saatleri düşürülüp ücretler bir günde çalışılan saate bakılarak “saatlik ücret” anlayışı benimsenmelidir. Devlet uygulayacaðı politikalarda daha etkin olmalı ve daha çok sosyal konulara yönelip işsizlikle mücadele etmeli, işsizlik sigortası saðlamalı, devlet vatandaşa yardım elini uzatmalıdır. Uygulanacak olan bu politikalar sonucunda “bireysel çıkarcılık anlayışı”nın önüne geçilmeli ve “toplumsal faydacılık anlayışı” benimsenmelidir. Kapitalizmin durmaksızın dönen çarkları arasına sosyal devlet anlayışının tohumları bu şekilde ekilmeli ve daha adil işleyen bir sistemde, daha adil yaşam koşulları insanlara eşit bir şekilde saðlanmalıdır. Bu sayede özgürlüðün kanatlarına vurulan prangalar ortadan kaldırılmalı ve özgürlük mavi göklerde kanatlarını sonsuzluðun karanlıðında aydınlık noktalara korkusuzca çırpabilmelidir.

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları