Tarihten Bir Yaprak

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 967 kez görüntülenmiştir.
AdsIzbeg

Türk varlıðının ve birliðnin tesisinde Türk dilinin yaşaması, varolma ve yok olma kadar önemlidir.Zira, Miletleri Millet yapan yapan en önemli unsurlarından biri de dil’dir.Türklük şuurunun gelişmesinde,Türk mantıðının kuvvetlenmesinde,Türkçenin çok önemli bir yeri vardır.Milletlerin elinden bayraðını,vatanını,topraðını inancı alınsa bile,milletler konuştukları dilleriyle sonsuza kadar yaşarlar.Türk tarihine bakıldıðında bunun örneðini görebiliriz.Çünkü Türk dili bütün kültür unsurlarını içinde barındırır ve kuşaktan kuşaða destanlarla,halk hikayeleriyle şiirlerle, anlatımlarla aktarır.

     Türk dili,Türk kültürünün ve ülkü birliðinin temel taşı,amil kurucusudur.Türk dili diðer Dünya dilleriyle,günümüze kadar iyi bir yarış atı gibi yarışa gelmiş,köklü ve eski bir dildir.Dünyada hiçbir dil,Türkçe kadar saldırılara ve tahribata maruz kalmamıştır.Türk  dilinin ve Türk varlıðının yok edilme gayretleri ilk önce Çinlilerce başlatılmış günümüze kadar kültür emperyalizminin mihraklarınca süregelmiştir.Türkler asırlardır hüküm sürdükleri çeşitli coðrafyalarda Kültür Emperyalizminin (yayılmacılık) ‘’alıştırma-kaynaştırma’’ politikalarına raðmen ana dillerini unutmamış.Türkçe düşünmeye,Türkçe konuşmaya,Türkçe sevmeye ve hatta,Türkçe konuşmayı varlıðının ve hayatının ekmek kadar,su kadar ayrılmaz bir parçası görmüştür.

     Anlambilim bakımından zengin ve köklü bir geçmişi olan Türk dili zamanımızda Adriyatik sahillerinden, Çin Denizine kadar,Orta Asya steplerinden Sibirya Tundralarına geniş bir coðrafi alana yayılmış bölgelerde farklı lehçe,farklı aksanlarla konuşulmaktadır.Zamanımızda Asya da 5 Türk Cumhuriyetinin daha baðımsızlıðına kavuşmasıyla birlikte Türk Dilini kullananların sayısı 400 milyonu geçmiş yerini korumuştur.

     Artık Azerbaycanlı,Karaçay’lı,Uygur’lu,Kırım!lı,Özbek Türkmen Türkistanlı,Kıbrıs,

Kerkük,Kırgız Kazan’lı,Rumeli Balkan veya bir Bulgaristan Türkü’nün günümüz Türkiye Türkçesiyle duygu ve düşüne birliði kurması mümkündür.Türkiyede de Türkçe konuşulur.Doðulusuyla Batılısıyla, Güneylisi Kuzeylisiyle bu topraklarda yaşayan herkes Türkçe konuşmakta olur Türk diline sahip çıkmaktadır.Devlet dilinin Türkçe olduðu  bir yerde mahalli dillerin hakim kılınması çabaları Dil-Teorilerine ve dil sosyoloji kurallarına aykırıdır.

     Şanlı ve şerefli Türk milletinin yaklaşık 5 bin yıllık yazılı 10 bin yıllık ta mitolojik tarihi vardır.Türk dilbilimcileri ve Türkologlarımız Türk dili ve şuurunun hedeflerini şöyle sıraladıklarını görürüz.Baðımsızlık.Dilde İş ‘de Fikir’de Birlik sırası takip edilmeli ve bunlardan ödün verilmemelidir.Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk dili üzerine söylenmiş önemli sözleri şöyledir.:

     ‘’- Milli his ile dil arasındaki bað çok kuvvetlidir.Dilin Milli ve zengin olması milli hissin inkişafında (ortaya çıkmasında) başlıa müessirdir; yeterki bu dil,şuurla işlensin.Ülkesini,yüksek istiklalini korumasını bilen Türk Milleti,dilini de yabancı diller boyunduruðundan kurtarmalıdır.-‘’  GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

     ‘’-Milletin çok açık niteliklerinden biri de dildir.Türk milletindenim diyen insan her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır.Türkçe konuşmayan birinin Türk kültürüne,Türk toplumuna baðlı olduðunu iddia ederse buna inanmak doðru deðildir.-‘’GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

     Büyük Sosyolog ve Antropolog,Türkçülüðün Esaslarının yazarı, Büyük Türk Milliyetçisi Ziya GÖKALP,Türk dilinin korunmasının önemini şu dizelerle ifade etmeye çalışmıştır.

     Aruz sizin olsun,hece bizimdir.

     Halkın söylediði Türkçe bizimdir.

     Leyli sizin,Şeb sizin,Gece bizimdir,

     Dilde,dinde müşterekiz hep gelmişiz bir soydan,

     Devletimin kapısıyla,Milletimi unutmam. Diyerek Türk insanının Türk dilini mutlaka korunması gerektiðini vurgulamıştır.Öte yandan, Fazıl Hüsnü DAÐLARCA’da yine bir yazısında ‘’TÜRKÇEM BENİM SES BAYRAÐIM’’ diyerek milletleri millet yapan dil,din kültür ve örf adetlerimize sahip çıkılması gerektiðini belirtmiştir.İlim,fen,teknik,metod ve sistem için Avrupa ya,Amerika’ya  İster Japonya ya gidelim fakat ,öðrendiklerimizi ana dilimizle yoðuralım.Kültürde,ahlak ve töre de, düşüne ve davranışta her zaman,her yerde ses bayraðımız Türkçe nin önemini kavrayalım.

     Cumhuriyet dönemi yazarlarından Peyami SAFA, dilin milletler için ne kadar önemli olduðunu da öyle ifade etmektedir. ‘’-Dilini kaybeden bir millet her şeyini kayıp etmiş demektir.’’

                    ESKİ TÜRKLERDE VE TÜRK DÜNYASINDA DİL

     Türkçenin tarihi,Göktürk Alfabesinin çözülmesi ve eski Çin kayıtlarında görülen yer,şehir ve  Türk Kaðanlarının isimlerinin görülmesi,özellikle Göktürkler ve Hun Türkleri döneminden kalan birçok Türkçe yer.ve insan ismleri kalmasıyla bilinmektedir.Örneðin;Kız,Katun-Hatun,Od,Köz,Tað-Dað,Büyü-Sihir,Tok,(kalın-kuvvetli)v.b.gibi kelimeler çok eskiden günümüze kadar gelmiş ve deðişime uðramamış Türkçe kelimelerdir.Avrupanın büyük milletleri henüz kültürel ve sosyolojik alanda inkişet etmemişken,Slavların tarihsiz ve meçhul yıðınları arasında Ruslar dahil,tek bir kavim dahi,Sosyo-Kültürel alanda sivrilmemiş iken;Türklerin çok eski çaðlardan beri kendilerine özgü has isimlerini takip etmek mümkündür.İngiliz,Rus ve diðer milletlerin zekası henüz ortaya hiçbir eser veremediði,ve bu milletlerin kendilerine gelerek şuurlarına sahip olamadıkları bir çaðda,Türk asıllı Mahmut Al-Kaşgari,dðer daıyla Kaşgarlı Mahmut,Türk dilini derlemiş toplamış,Çaðatay lehçesinin yoðun olarak konuşulduðu üstelik o zamanda ilim dili Arapça, edebiyat dili Farsçanın kullanıldıðı  bir dönemde,Ansiklopedi deðerini taşıyan muazzam bir sözlük meydana getirmiştir.Kaşgarlı Mahmudun  derleyip yazmış olduðu Divanü Lügat-üt Türk adlı eseri Türk dilinin ne kadar zengin ve köklü bir dil olduðunu  ispat etmiş ve Türk dilinin yaşayıp yaşatılmasında ciddi anlamda tarihi bir görev ifa etmiştir.Yaşadıkları coðrafya da çok farklı lehlerle konuşan Türk kavimleri birbirleri ile olan sürekli temas ve karışmadan dolayı,aynı zamanda birkaç lehçe özelliði gösterebilmektedir.Tarihçiler ve Dilbilimcileri,bunları şöyle sıralamaya tabi tutmuşlardır.

     1-Uz (oðuz) karekterli diller: Azerbaycan,Kırım,Anadolu Türkleri,Selçuklular ve Türkmenler.

     2-Kıpçak karekterinde olan diller :(Orta Asya da ‘’Deşti Kıpçak’’ olarak bilinen  bölgede yaşayan Türk boyları) Balkar,Başkurt,Karaçay,Karay,Kazan,Kazak Türklerinin kullandıðı lehçelerdir.

     3-Sibirya karekterini taşıyan diller: (İncelendiðinde ise karşımiza şunlar çıkar) Abakay,Altay,Kaçın,Kuntak ve Karagan lehçeleri.

     4-Türki karekterinde olan diller :Çaðatay ve Doðu Türkistan lehçeleri (bilindiði gibi Doðu Türkistan 1949 yılından beri Kızıl Çin’in işgal ve esareti altındadır.

     5-Çuvaş lehçesi : Çuvaşıstan da kullanılan lehçe.Çuvaşlar bilindiði gibi Türk Soy aðacının bir kolu olup Türk asıllıdır.

     6-Yakut lehçesi.7-Göktürk lehçesi.8-Uygur lehçesi.9- Türkistanın diðer lehçeleri gibi birçok Türk lehçeleri halen Türk boyları arasında konuşulmaktadır.

    

     Türkler tarih boyunca 5 büyük alfabe kullanmışlardır.Beşinci asırdan itibaren metinlerini takip ettiðimiz Orhun Alfabesi bunların ilkidir.Uygur Türkleri tarafından da bir kullanılan Orhun Alfabesi,Tarih sahnesinde 10. asıra kadar kalmış sonra kullanılmamıştır.Bugün Moðolistanda bulunan Orhun Anıtlarında yazı Orhun Alfabesi ile yazılmıştır.

     Son zamanlarda Dünyanın çeşitli bölgelerinde yapılan arkeolojik kazılarda Türkçe yazılı tarihi eserlere rastlanmaktadır.Geçtiðimiz yıllarda  Kazakistan’ın eski başkenti Alma Ata yakınlarındaki ‘’Yedi Irmak’’ diye bilinen bölgede yapılan kazılarda bulunan eski bir mezarda,altın levhalarla süslü elbisesiyle bir Türk Tigin’in (prens) iskeleti ve eşyaları bulunmuştur.Kazakistan Bilimler Akademisi Tarih Arkeoloji  ve Etnoðrafya Entitüsü üyelerinden bazı bilim adamları ‘’Altın Tepe’’ adı verilen bu bölgede yaptıkları kazılarda dört binden fazla altın eşya bulmuşlardır.Bu buluntular arasında en önemlisi olan üzerine iki satır Türkçe yazı bulunan gümüş bir fincan heyecan uyandırmıştır.

     Ünlü Türkolog  Musabayef’in açıklamasına göre M.Ö.  7 5 nci yüzyıllara ait yerleşim yeri olan bu mezar ve Yedi Irmak topraklarında yaşayan Türkçe konuşan topluluklardan birine ait olan bu gümüş fincanda şunlar yazılmaktadır:

    

     YUDUNUN BAYRAÐINI,ŞEREFLERLE YÜKSEKLERDE TUT

     SAYILAN BİR BAŞBUÐ,ÇEVİK ATLAR,GÖZÜPEK YİÐİTLER SANA ŞAN

      GETİRECEK..

     BÜYÜYÜNCE KENDİ MUTLULUÐUNU KENDİ ELLERİNLE KUR.

     SAÐ OL..

    

     Musabayef’in çözdüðü yazılar.bugünkü Kazakistanın güneyinde yaşayan boyların o zamanlar eski Türk yazısını bilip kullandıkları gerçeðini ortaya koymaktadır.Buna göre şu demek oluyor ki, bilinen yazılı Türk tarihinin 800 ile 100 yıl daha gerilere gitmektedir.

     İkinci Türk alfabesi Uygurlara aittir.Soðdak menşeli olan bu alfabe,daha çok Doðu Türkistan’ın Hoço,Turfan,Başbalık gibi şehirlerinde kullanılmıştır.Bugün Dünyanın halen ünlü kütüphanelerinde bu alfabe ile yazılmış binlerce sayfalık  muhtelif eserler mevcuttur.Türklerin Müslüman olmalarını müteakip,10. asır dan itiren Arap alfabesi kullanılmıştır.Günümüz Dünyasında ise Adriyatik kıyılarından Sarı Çin denizine kadar olan Uluð Türk Dünyasında  Latin,Arap ve Kiril alfabesi harfleriyle üç ayrı alfabe kullanılmaktadır.

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları