FUTBOL, ŞİKE VE KAOS

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 1297 kez görüntülenmiştir.
Murat TAŞ

“Adalet topaldır, aðır aðır yürür, fakat gideceði yere ergeç ulaşır.” (Mirebau)
 
* * *
 
Türkiye’de gündemin deðişmesine neden olan “Futbolda Şike Skandalı” Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) vermiş olduðu karar itibariyle ilerleyen zamanlarda bu sorunun daha ciddi boyutlara ulaşacaðının sinyallerini vermektedir. Yaşanan bu olaylar çerçevesinde, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım “suç amaclı örgüt kurmak, örgüt yönetmek ve şike yapmak” suçlarından ötürü tutuklanıp Metris Cezaevi’ne gönderildi. Bununla birlikte şike ve teşvik primi iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Savcı tarafından tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edilen Beşiktaş Asbaşkanı Serdar Adalı, Beşiktaş Teknik Direktörü Tayfur Havutçu, Beşiktaş Güvenlik Müdürü Ahmet Ateş ile İstanbul Büyükşehir Belediyespor oyuncularından İbrahim Akın ve İskender Alın tutuklanarak Metris Cezaevi’ne gönderildiler…
 
Türk futboluna damgasını vuran şike olayları sonrasında başlatılan operasyonlar neticesinde bir karar vermesi gereken TFF’nin yapmış olduðu açıklama; TFF’nin nihai kararını gerekli deliller ellerine ulaştıktan sonra vereceði şeklindeydi.
 
Bu açıklamalar üzerine Galatasaray Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk tarafından şu sözler sarfediliyordu:
 
“Yeni başlayacak olan ligin tertemiz ve yeni bir başlangıcı olmalıdır. TFF’nin delillere ulaşma talebi, anayasada bulunan bir haktır. Bu bakımdan federasyonun hakkını elde etmek için gerekli girişimlere bulunmaya davet ediyoruz. Adaletin gözü baðlıdır, forma giymez.”
 
Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Ünal Aysal ise: “Bu ateş üfleyerek sönmez, çözüm zamana yayılamaz. …Galatasaray olarak biz, Türk futbolunun içine düştüðü bu karanlıktan bir an önce çıkarılması için tüm mercilerin, gerekirse liglerin bir süre ertelenmesi kararı dahil, üzerlerine düşen tüm görevleri zaman kaybetmeden yerine getireceklerine ve kararın verilmesi için gerekli bilgi ve delillerin Federasyon’umuza ivedilikle iletilerek sürecin hızlandırılacaðına inanıyoruz.”  şeklindeki söylemleriyle durumun vehametini ortaya koyuyordu.
 
Başbakan Recep Tayyip Erdoðan’ın da söylemiş olduðu gibi; “Geciken adalet adalet deðildir, kararlar süratle verilsin, halkın yargıya güvendiði bir Türkiye olsun.”
 
Yaşanan bu gelişmeler üzerine TFF, 2011-2012 sezonunun planlandıðı gibi 5 Aðustos’ta başlayacaðını ve Avrupa Liglerinde oynayacak takımların 2010-2011 sezonundaki sıralamaya göre olacaðını belirtiyordu.
 
Avrupa Futbol Federasyonları Birliði (UEFA) bu aşamada bir sorun olmadıðını fakat bu suçun kesinleşmesi halinde “uluslararası liglerden ihraç” işleminin devreye gireceðinin altını çiziyordu.
 
KAOS ORTAMI
 
TFF’nin vermiş olduðu bu karar neticesinde ligler başladıktan sonra gündemi meşgul eden şike olaylarının kesinleşmesi durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel durumları göz önüne almak gerek. Şu durumda meydana gelecek olayları karar verici taraflar açısından iki farklı boyutta incelemek gerek:
1)      TFF açısından olaylar incelendiðinde suç kesinleştikten sonra oluşabilecek muhtemel sonuçlar:
§         Küme düşmesi gereken takımlar
§         Puanının silinmesi gereken takımlar
§         Şampiyonluðun devredilmesi gereken durumlar
oluşacaktır. Bu durum sonrasında oluşacak kaos ortamı karmaşık bir hal alan bu durumların daha da karmaşıklaşmasına neden olacaktır. Şöyle ki; sezon başladıktan sonra bu olayların gerçekleşmesi halinde ligin hangi boyutlarda devam edeceðinin saptanması imkansız bir hale gelecek ve bu yıl Ankaraspor’un da Bank Asya 1. Lig’e çıkarılmasıyla 19 takımlı olan ikinci lige, düşürülecek olan takım ve/veya takımların da dahil edilmesiyle iş tamamen arap saçına dönüşecektir.
 
2)      UEFA’nın devreye girebilmesi için ise TFF’nin kesinleşen suç sonrasında  UEFA’nın talimatlarına göre hareket etmeyip şike yaptıðı belgelenen takımları düşürmemesi durumu mevcut olmalıdır. Bu durumda oluşabilecek muhtemel sonuçlar ise:
§         UEFA Türkiye’nin üyeliðini askıya alır. Yani, Türk Milli Takımı Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılamaz ve Türk takımları Avrupa’da oynanan hiçbir kupada yer alamazlar.
§         UEFA’da olunamayacaðı için Dünya Kupası’na katılamaz.
Bu durum göstermektedir ki; böyle bir olayın yaşanması halinde Türkiye kendi ligi dışında hiçbir ligde oynayamaz ve dışarıyla baðlantısı kesilir. Ululararası hiçbir maça çıkamaz.
 
Yaşanan bu olaylara dahil olan üçüncü bir taraf ise son Türkiye Kupası Şampiyonu Beşiktaş Futbol Kulübüdür. Beşiktaş cephesinin de şike olaylarına karışması ve bu yönde tutuklanmaların gerçekleşmesi sonucunda Beşiktaş Futbol Kulubu bir karar alarak Türkiye Kupası’nı arkadaşları aklanıncaya kadar TFF’ye iade etmiştir. Bu durumda şu kritik soru akla gelmektedir:
 
Türkiye Kupası’nı iade ederek Türkiye Kupası Şampiyonu ünvanını da kaybeden Beşiktaş Futbol Takımı UEFA Avrupa Ligi maçlarında oynayabilecek mi?
 
Türk futbolunun bitme noktasına gelmiş olduðu bu durum gerçekten elimine edilmek isteniyorsa duygusal düşünme dışına çıkılmalı ve mantıksal bir çerçevede hukukun çizmiş olduðu sınırlar içerisinde adalaet saðlanmalı, yapılması gerekenler bir an önce yapılmalı ve Türk Futbolu içine düşmüş olduðu bu kaos ortamından bir an önce kurtulup içerde ve dışarda zedelenen imajını düzeltme yoluna gitmelidir.
 
 
* * *
 
 
“Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.” (William Watson)

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları