Küllerinde kayboluyorum

Bu makale 30-11--0001 00:00 eklenmiş ve 2331 kez görüntülenmiştir.
Halise TEKBAŞ

Bazı ölümler var ki hiç kabullenemezsin, bazı ölümleride kabullenirsin. Ama zaman geçiyor hayatta olabildiðince devam edince kabul etmek zorunda kalıyorsun, yokluðunu aramana raðmen ve alışıyorsun. Eðer buna alışmak diyorsan. Aslında aklından hiç ama hiç çıkmayan ölümler uzun yıllar sürer. Ölümle empati kurmak olsa ben durmaz kurardım. Duygusal biri de olduðum için ölüm haberlerin de çok etkileniyor ve günlerce aklımdan çıkmıyor. Yürüdüðüm cadde, sokak hatta çalışma esnasında dahi beynimin içinde ses dalgası ve gözlerimin önünde hayalleri dolaşır. Bazen diyorum ki "Keşke hiç tanımasaydım" diye, kendi kendime hayıflanır dururum. Şöyle böyle hayat devam ediyor diyoruz. Onu en yakınına sormak gerekir. Ben bu kadar etkilndiðil bir ölüm haberinde, onların durumu nasıldır kimbilir. Bu bir nevi aşkın yok olmasına benzer. Evet hayat devam ediyor ama nasıl. Dün benim gibiydi bugün ise bırakın hayalini bile göremiyorsun sevdiklerinin.

Her ölüm haberinde tekrar yaşıyorsun bu acıları. Bazı ölümler var ki; inan ki ölümüne inanmayıp zamanı durdurmak istersin  gidişini hiç hayal bile etmek istemezsin.
Yaşamına sıðmayan hayatları yüreðinde taşıyan; bazen acımasız, bazen gökyüzünün yırtılırcasına haykırışları, bazen karların erimesi, yok olup gitmesi, bazen yokluðuna alışmak olsa da, daha sonra alışılmadıðımı bir yazı ile yazmaya karar vermek. Ölüm denince hayatın bitimi olduðunu düşünürüm. Issız bir yerde avazın çıktıðı kadar haykırmak sesin duyurmak istersin. Ama imkansız o sesi duymak, artık olanaksız.. Kendi kendine dersin ki “nerdesin” diye? Ben onun gibi olmak isterim. Seninle, senle hadi çık ortaya kayıplardasın gibi düşüncelere takılırım üzülür kahrolurum, dizlerimin baðı çözülür boðulurum yokluðuna...
Sarılmak, dokunmak dünyanın bir ucunda da olsa sesini duymak istersin, bir yudum suya benzer yürekteki özleyiş.

“Kendimi ne kadar zorlasam da, bu yazıyı yazmakta zorlandım” diyorum zamanın kıskacında. Bilir misin kanat çırpınışlarının rüzgâra inat yükselişini. Yine nerden bu yazı aklına geldi diye düşüneceksiniz.  Bende bilmiyorum. Ama nedense bu tür yazılar hep yazmışımdır. Duygu selinin içine kendimi kaptırıyorum..
Aslında hiç bir zaman aklımdan çıkmadı ki bu uzun yolculuklar. Bu uzun ve dönüşü olmayan sonsuzluklar. İçime koydu kocaman lavlarla bezenmiş volkanları. Hatta benzersiz kopan fırtınaları..

Her yazı yazdıðımda boðazımda kocaman düðümler oluşur yutkunarak ve hıçkırıklara boðularak yazmaya çalışırım. Gözlerim buðulanır, parmaklarım klavyede harflerle buluşurken zorlanır. Gözlerim buðulanır, seni ölümsüzlüðü yazarken, kelimeler sıralardan kayarak kaybolur.
Gel sarılayım sana oralar soðuk şimdi üşüyeceksin, Neden bu ölümler bu kadar yakın. Neden bu sonsuzluklar. Her zamanki gibi yine yazmak geldi içimden, duygularımı da katarak.

Sen gittin ama gidişin bir yıkım gibiydi, haber vermedin gittiðin için; kızgındım sana.
Hâlbuki sen benim; sen benim sevmeye ve yaşamaya doyamadıðımdın, yerine hiçbir şeyi koyamadıðım kayıbımsın...
Yokluðunun korkusunu yaşattın, uykularımı böldüm, hayallerimi böldüm beni bu koca şehirde yalnız yapayalnız bıraktın…
Ben seni içimde kaç gece biriktirdim ve kaç gece yalnız kaldım. 
Ay ışıðı girerdi de penceremden,   gecenin en geç vakitlerinde bile onu senden gelen bir ışık sanırdım ama sen, sen benden uzaklaştın, önce duygularını aldın benden, sonra ellerimi bıraktın. Bitimsiz sevgilerin tutsaðı uzaklaşıverdin benden... Ölüm sonsuzluktu, ölüm bensizlikti.

Hâlbuki sana okyanus dolusu sevgilerimle geldim,  yalnız sana adanmış hayallerimle. Ve ellerimde bin bir çeşit çiçeklerle geldim sana ama sen…… Ama sen her gün daha uzaða kaçıp noktalaştın, bilinmez bir dünyaya göçüp gittin.
Sen gittin ama herkesin yüreðinde şimşekler gibi çaktın. Altında kaldıðım son depremdi seni benden koparan. Hayat yaşanmaz oldu şimdi.
Sen bende her mevsim sendin. Sen bende her mevsim bahardın. Sen bende her mevsim sonbahar, kış ve ilkbahardın. Ve her mevsim bahardın, yüreðime yaðan kar üstüne kardın. Sen benim eylülümdün...
Seninle süslediðim hayallerimi, sana baðladıðım duygularımı. Sen arkana bakmadan gittin, giderken sana isyan etmedim, sabrettim ve sustum. Giderken binlerce deprem bir anda koptu. Ardında bıraktıðın tonlarca yıkılmış anılarının altından şimdi nasıl kalkarım?
Uzun süredir yürek kıyılarıma vurmadı hayalîn. Oysa sen…. Oysa sen hiç çıkmadın ki içimden..

Sen yalnız, ben yalnız susuz kalmış çiçekler gibi solduk. Sonbahar yaprakları gibi.
Halbuki beraberken ne kadar mutluyduk. Şimdi fotoðraflarından başka eser bırakmadın hepsini alıp götürdün. Şimdi ben sönmüş bir ateşin külleriyle oynuyorum. Şimdi küllerin içinde kayboluyorum. Şimdi ben küllerinde savrulup yok oluyorum...

ETİKETLER :
YORUMCULARIN DİKKATİNE
İmlası bozuk, büyük harfle yazılan, hakaret niteliği taşıyan, argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren yorumlar kesinlikle yayınlanmayacaktır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Diğer yazıları...
Yazılım
Uyumlu Web Tarayıcıları